Cinayetleri Açıklayın, Mağdurları Destekleyin, Irkçılıkla Savaşın

Cinayetleri Açıklayın, Mağdurları Destekleyin, Irkçılıkla Savaşın

Almanya genelinde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları ırkçı cinayet ve saldırları lanetleyen bir bildiri yayımladılar.

Sivil Toplum Kuruluşlarının Ortak Açıklaması:

Seri cinayetler ve aşırı sağcı terör gruplarının saldırları bizleri çok üzdü. Anayasayı koruma ve devletin diğer organları tarafından izlenmelerine rağmen, geniş bir iletişim ağı desteği kuran bu gizli grupların bulunamayışına akıl erdiremiyoruz.

Zwickau terör hücresinin işlediği cinayetler tekil bir olay değildir. Araştırmalara göre 1990 yılından beri Almanya’da 148 kişi ırkçı cinayetlere kurban gitti. Ve bunların çoğu resmi istatistiklerde yer almadı.

Tüm ırkçı saldırılar ve cinayetler için ağır ceza gerektiren soruşturmalar açılmalı, aynı zamanda bunların gizlenmelerine yardımcı olanlar da ortaya çıkarılmalıdır. Soruşturmada ihmali bulunanlar, devlet organlarıyla doğrudan veya dolaylı bağlantıları olanlar açıklanmalıdır. Buna ek olarak, ırkçı şiddet karşısında devlet organlarını çalışamaz hale getiren siyasi güç ve yapılar ortaya çıkarılmalıdır.

Biz, aşırı sağcı ve ırkçı şiddet ve cinayet kurbanlarının yasını tutuyoruz. Ailelerinin ve arkadaşlarının acılarını paylaşıyoruz. Yıllarca araştırmacılar bunların ırkçı nedenlerle olduğunu söylediler. Tek taraflı yapılan „Yabancı Suçlular“ soruşturmaları, zihinsel olarak kurbanları suçlu ilan edip mağdur ailelere dayanılmaz ilave yük yüklemiştir. Fakat araştırmalardaki hatalar, soruşturma yapan kurumların gizli ırkçı yapılanmalar olduklarını ortaya koymuştur.

Aşırı sağcı şiddet ve ırkçı gurpların mağdurları ve yakınları, bunun psikolojik ve maddi sonuçlarına karşı yalnız kalmaktalar. Bazen de işlerinden, sosyal yaşamlarından ve arkadaşlarından vazgeçmek zorunda kalıyorlar. Mağdurlar ve aileleriyle dayanışma, aşırı sağcı şiddet kurbanları için çeşitli yardım ve destek programlarının kurulup geliştirilmesi ve mağdurlara tazminat ödenmesinin genişletilmesi gerekmektedir.

Neo-nazi hadisesini, Nazi terör ve şiddetiyle mücadeleyi, sorunun görünen tarafı cinayet ve saldırılarla ilgili üst üste yapılan açıklamalarla bitiremezsiniz. Bunun altında yatan gerçek inaç ve ideolojilerle mücadele etmek gerekmektedir. Yıllardır NPD kendi ırkçı ve milliyetçi ideolojisini yaymaktadır. Irkçı grupların propaganda faaliyetleri ve diğer ihtiyaçlarının saldırının hedefi olanlar tarafından finanse edilmesi kabul edilemez. Aşırı sağcı grupların, gösteri ve toplantılarını yasal bir parti kisvesi altında sürdürmesine izin verilmemelidir. İnsanlık dışı, demokrasi düşmanı, anti demokratik ve anti semitik ideolojisi olan NPD’nin yasaklanması gözden geçirilmelidir. Açılacak yeni bir kapatma davası Federal Anayasa Mahkemesinin gereklerine uygun hazırlanmalıdır.

Irkçı ve aşırı sağcı oluşumlara karşı toplumda sosyal ve siyasi tartışmalar yapılmalıdır. Eğitimde yapısal ve bireysel ayrımcılık, istihdam, konut bulma gibi ortaya çıkan çeşitli önyargılar, toplumsal birliktelik ve kabul için engeller oluşturmaktadır.

Aşırı sağcı gruplar, toplumda var olan problemleri kendi propaganda, faaliyetler ve ideolojileri açısından değerlendirip sorun olarak sunuyorlar. Demokratik örgüt ve partiler, aşırı sağcı girişimlere karşı kendilerini savunmak, onların yerel siyaset ve sosyal çalışmalarını engellemek zorundadırlar. Aşırı sağcılar kendilerini yurt ve çocuk yuvası kurullarına seçtiriyor, bakım evlerinde müzikli eğlence akşamları düzenliyorlar. Bunlara, demokratik örgütler direnç göstermeli, demokratik olmayan oluşumlara geçit verilmemelidir.

Irçılıkla mücadele çalışmaları sadece görünen kısmıyla yürütülmemelidir. Çalışmaların yönü, ırkçılık ve aşırı sağcı ideolojiler olmak zorundadır. Irçılık ve aşırı sağla mücadelede kalıcı bir başarı için tüm toplumsal ve siyasal kurumların sürdürülebilir bir çalışma planı olmalıdır. İnsan haklarının korunmasına dair uluslararası kurumların tavsiye kararları da dikkate alınmalıdır.

Bizler; partiler, devlet kurumları ve demokratik örgütlerle, ırkçılık ve ırk ayrımcılığı ile mücadele için bir eylem planı geliştirilmesini istiyoruz.

Ayrıca temel katılım hakları tam olarak yerleşmemiş göçmen politikaları da bu eylem planında yer almalıdır. Taleplerimiz:

• Mağdurların daha güçlü olarak korunması ve desteklenmesi,
• Aşırı sağcı grup ve organizasyonları incelemeyi amaç edinen sivil toplum kuruluşlarından destek,
• Irkçı ve aşırı sağcı grupları izleyecek bağımsız merkezlerin kurulması ve desteklenmesi,
• Irkçılık karşıtı bir eğitim için insan hakları eğitiminin daha da geliştirilmesi ve yaygınlaştırılası,
• Sivil toplum kuruluşlarının demokratik yapılarını geliştiren araçların geliştirilmesi.

Biz, ırkçılık ve aşırı sağcılığı lanetleyen bir toplum istiyoruz. Bu yüzden tüm kurumlar, partiler, gruplar ve bireyleri, ırkçılık ve sınırlandırmalara karşı durmaya, çeşitli ve demokratik bir toplum oluşturmaya çağırıyoruz.

30 Ocak 2012

• Bekir Alboğa, Sprecher des Koordinationsrates der Muslime (KRM)
• Berrin Alpbek, Bundesvorsitzende der Föderation Türkischer Elternvereine in Deutschland
• Antonio Beltrán, Vorsitzender des Bundes der Spanischen Elternvereine in der B.R.D. e.V.
• Günter Burkhardt, Geschäftsführer Pro Asyl
• Milan Cobanov, Stellvertretender Vorsitzender des Zentralrates der Serben in Deutschland
• Ali Dere, Vorsitzender des Türkisch-Islamischen Union der Anstalt für Religion (DITIB)
• Brigitte Döcker, Mitglied des Vorstands, Arbeiterwohlfahrt Bundesverband
• Nashaat Elfar, Bundesverband Deutsch-Arabischer Vereine in Deutschland
• Prof. Dr. Max Fuchs, Präsident des Deutschen Kulturrates
• Ahmet Güler, Vorsitzender des Bundes Türkisch-Europäischer Unternehmer
• Dr. Eberhard Jüttner, Vorsitzender des Paritätischen Wohlfahrtverbandes
• Prof. Dr. Recep Keskin, Vorsitzender des ATIAD, Verband Europäischer Türkischer Unternehmer und Industrieller
• Sanem Kleff, Vorstandsvorsitzende von Aktion Courage e.V.
• Peter Knuff, Vorstandsvorsitzender – bundesverband deutscher vereine & verbände e.V. bdvv
• Kenan Kolat, Bundesvorsitzender der Türkischen Gemeinde in Deutschland
• Prof. Martin Maria Krüger, Präsident des Deutschen Musikrates
• Dr. Cebel Küçükkaraca, Vorsitzender der Türkischen Gemeinde in Schleswig-Holstein
• Franco Marincola, Vorsitzender CGIL-Bildungswerk e.V.
• Dr. Jürgen Micksch, Vorsitzender Interkultureller Rat in Deutschland
• Bettina Müller-Sidibé, Bundesvorsitzende des Verbandes binationaler Familien und Partnerschaften, iaf e.V.
• Giovanni Pollice, Vorsitzender des Vereins “Mach meinen Kumpel nicht an!”
• Prof. Dr. Fanny-Michaela Reisin, Präsidentin der Internationalen Liga für Menschenrechte
• Wilhelm Schmidt, Vorsitzender des Präsidiums der Arbeiterwohlfahrt Bundesverband
• Gökay Sofuoğlu, Vorsitzender der Türkischen Gemeinde in Baden-Württemberg
• Michael Sommer, Vorsitzender des Deutschen Gewerkschaftsbundes (DGB)
• Erhan Songün, Vorsitzender des Türkischen Gemeinde in Hessen
• Wolfgang Stadler, Vorsitzender des Vorstands Arbeiterwohlfahrt Bundesverband
• Mehmet Tanrıverdi, Präsident der Bundesarbeitsgemeinschaft der Immigrantenverbände in Deutschland (BAGIV e.V.)
• Osman Timur, Vorsitzender der Türkischen Gemeinde in Niedersachsen
• Yücel Tuna, Bundesvorsitzender der Föderation der Lehrervereine in Deutschland
• Hilmi Kaya Turan, Sprecher des Türkischen Bundes in Berlin-Brandenburg
• Dr. Vural Ünlü, Vorsitzender der Türkischen Gemeinde in Bayern
• Rebecca Weis, Geschäftsführung Gesicht Zeigen! Für ein weltoffenes Deutschland e.V.
• Hüseyin Yılmaz, Vorsitzender der Türkischen Gemeinde in Hamburg und Umgebung

Uğur Mumcu Kiel’de Anıldı

Uğur Mumcu Kiel’de Anıldı

Schleswig-Holstein Türk Toplumu tarafından Uğur Mumcu ve basın şehitlerini anma programı düzenlendi. Schleswig-Holstein Türk Toplumu merkez bürosunda düzenlenen toplantıya konuşmacı olarak Cumhuriyet Vakfı Başkan Yardımcısı ve eski Turizm Bakanı Alev Coşkun katıldı. Programa katılımcılar büyük ilgi gösterdi. Toplantı, Uğur Mumcu ve tüm basın şehitleri için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı.
Toplantının açış konuşmasını yapan Shleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca, ülkesine sevgiyle bağlı değerli insanların aramızdan erken koparıldığını vurgulayarak toplumun mayasını oluşturan sevginin azalmaya başladığına dikkat çekti. Küçükkaraca konuşmasında, „Ülkesine sevgi ile bağlı insanları saygıyla anmak için buradayız. Toplumumuzda var olan sevginin yerini kine, nefrete ve öfkeye bıraktığını üzülerek görmekteyiz. Siyaset, ideolojiler, kişisel çıkarlar ve egolar tarafından güzel değerlerimiz yok edilmekte. Oysa Anadolu toprakları, tarih boyunca sevginin en bereketli yeri olmuştur. Tüm bu yaşananları Anadolu insanının haketmediğine inanıyorum. Insanları yaşatan sevdalarıdır. Kimsenin bu değerleri bozmaya hakkı yoktur“ dedi.
Konuşmasına basın şehitlerini anarak başlayan Alev Coşkun, toplantıya katılanlara konuya gösterdikleri duyarlılıktan dolayı teşekkür etti. „Burada duyarlı ve bilinçli bir topluluk var. Bilinçli topluluklar bilinçsizlere göre daha güçlüdür“ dedi.
Uğur Mumcu‘nun kırık gözlüğünden bakarak günümüzün siyasi ve ekonomik gelişmelerini değerlendiren Coşkun, konuşmasının başında 2011 yılında yaşanan iç ve dış olaylar, siyasi gelişmeler, toplumsal olaylar ve ekonomik gidişat konusunda kısa bilgiler verdi. 2011 seçimleri sonunda oluşan yeni siyasi tablo, ceza evindeki milletvekilleri, Balyoz ve Ergenekon davalarının ardından Türkiyenin 2012 yılındaki en önemli konularından birinin yeni anayasa çalışması olduğunu belirten Coşkun, „Meclis Başkanı ne kadar gayret gösterip, özendirici konuşmalar yapsa da, anayasa için sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden yeterli katkı ve desteği bulamıyor. Üniversiteler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları görüş açıklamaktan çekiniyorlar. Bu suskunluğun temel nedeni, yaratılan “korku sürecidir.” Bu yüzden yapılacak anayasanın yaşanan sorunlara cevap vereceğinden emin değilim.” dedi.
Basın konusuna da değinen Alev Coşkun, korku toplumun bir sonucu olarak daha kitapları basılmadan tutuklanan gazetecilerin olduğunu, yandaş, boyalı ve muhalif olarak basının kategorize olduğunu söyledi.
Konuşmasında dış politika ve ekonomik gelişmelerle ilgili olarak şunları söyledi: „Dış politika konusunda komşular ile sıfır problem ile yola çıkıldı, ancak durum beklenildiği gibi olmadı. Arap Baharı kışa dönmeye başladı. Ortadoğu kritik bir bir dönemden geçiyor. Malatya’ya kurulacak füze kalkanı, Iran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi, Suriye ve Mısır‘daki gelişmeler başlıca konular. Ortadoğuda bir santranç oynanıyor. Önemli olan burada Türkiye’nin nasıl bir rol alacağıdır.
Küresel mali kriz ise hala sürüyor. 2007 yılında ABD’de başlayan kriz 2012, yılında halen etkisi sürdürmekte ve kimse ne zaman biteceğini de bilmemekte. Krizden çok fazla ülke etkilendi. Bir çok Avrupa ülkesi ekonomik olarak çöktü. Bu krizden en az ekilenenler ise Almanya gibi ticareti üretime dayalı olan ülkeler. Türkiye bu süreci atlatırken uygulanan politikalar ile kriz halkın cebine fazla yansımadı. Bu yüzden halkın bir tepkisi yok. Iharacat ve ithalat arasındaki fark, bütçe açığı ve cari açık en büyük sorun olarak duruyor. Türkiye yaşadığı cari açık problemini çözmediği takdirde yakın gelecekte büyük problemler yaşayacaktır.“
Daha sonra katılanların konu ile ilgili sorularının cevaplandırılmasının ardından toplantı sona erdi.