13.04.2021
Değerli dostlar,
Rahmet ve bereket ayı olarak kabul edilen bir Ramazan ayına daha ulaşmış bulunuyoruz. Tüm müslümanlara hayırlı ramazanlar diliyorum.
Ramazanlar insanların hep beraber oruçlarını açıp beraber ibadet yaptıkları zamanlardır. Bu yıl yaşadığımız salgın nedeniyle alışık olduğumuz ramazanlardan farklı bir ay geçireceğiz. Bildiğiniz gibi son günlerde Almanya genelinde ve eyaletimizde Korona( Covid-19) vaka sayılarında büyük bir artış var. Salgın yaş ve cinsiyet ayrımı yapmıyor. Gençler arasında da ağır hasta sayısında büyük artış görülüyor.
Bu nedenle bu yıl beraberce yapılan büyük iftar sofralarından ve aile ziyaretlerinden kaçınacağımız bir ramazan olacak. Bu güzel ayda sağlıkla, ağzımızın tadını kaçırmadan oruçlarımızı tutabilmemiz için kalabalık ve yakın temasa neden olacak her türlü aktiviteden kaçınmamız gerekiyor. Salgının daha fazla yayılmasını sağlayacak etkinliklerden uzak durmak, hijyen ve mesafe kurallarına harfiyen uymak hepimizin en başta gelen görevi olamalıdır.
Alınan tüm önlemlere titizlikle uyarak salgının ömrünün kısaltılabileceğini, sorumluluk bilinciyle hareket etmemiz gerektiğini bir kez daha hatırlatır, sağlıkla kucaklaşabileceğimiz koronasız bayramlara ulaşabilmek dileğiyle hepinize hayırlı ramazanlar dilerim.
Dostça selamlar
Dr. Cebel Küçükkaraca
-Eyalet Başkanı-
23.03.2021
TGS-H Koro Grubu 2019 yılı ocak ayınnda kurulmuş, geleneksel yöntemlerle çalışmalarına devam etmiş ve 1 yıl sonra ilk konserini vermiştir.
2020 Mart ayında korona salgını nedeni ile çalışmalarına ara vermiş ve salgın sürecinin uzayacağı kesinleştiğinde online olarak çalışmalarına devam etme kararı almıştır.
18.11.2020 tarihinden Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Devlet Konservatuvarı Müsikoloji Bölümü mezunu, Erdener Önder ile çalışmalarına online ortamda başlamamıştır. Koro grubu bu eğitimlerde; ‘‘ temel nota bilgisi, ritim, bona, solfej, basit makamlar ve Türkiye’deki Halk Müziği repertuarı ‘‘ üzerine eğitimler almaya başlamıştır.
Akademik öğrenmenin ön planda tutulduğu bu yeni süreç sadece profesyonel müzik tekniklerini öğretmeyi değil aynı zamanda salgın sürecinin yaratttığı sosyal izolasyonu da azaltmayı hedeflemiştir.
Diğer taraftan bu eğitimlerin gruba müziğin evrensel öğelerini öğrenme şansı vereceği ve böylelikle başta Almanlar olmak üzere Almanya’da yaşayan farklı kültürler ve dillere ait gruplarla almanca ortak çalışma imkanı sağlayacağı düşünülmektedir.
Yaş ortalaması 50’nin üzerinde olan grup üyelerinin bu eğitimler yoluyla koro alanındaki temel teorik becerileri akademik öğrenme yöntemlerini kullanarak kazanıyor olmaları grubumuza çok değerli katkılar sağlamıştır.
Bilhassa pandemi sürecinde kursiyerlerimizin kendilerini evlerinde hapis edilmiş duygusundan kurtarıp kendi öz bedenlerine ve çevrelerine faydalı işlerle uğraşma hislerinin güçlendiğini gözlemliyoruz.
8 haftalık periyotlar halinde gerçekleşen eğitimlerde grup; enstruman çalanlar ayrı, vokaller ayrı olacak şekilde çalışmaktadır. Böylelikle profesyonel koro için temel niteliğindeki destekleyici çalışmalar profesyonel bir şekilde gerçekleşmektedir.
Halen Koro/Teorik eğitimiz ikinci 8 haftalık eğitim sürecine aralıksız olarak devam etmektedir.
18.03.2021
Çanakkale Deniz Zaferinin 106. yıldönümü nedeniyle Schleswig-Holstein Türk Toplumu BaŞkanı Dr. Cebel Küçükkaraca bir açıklamada bulundu:
“Çanakkale destanının üzerinden bir asırdan fazla zaman geçti. Bugün dünyanın en görkemli mücadelelerinin baŞında gelen, anadolu insanın yedi düvele karŞı verdiği olağanüstü mücadelenin sonunda kazandığı Çanakkale Zaferi’nin 106. yılı.
Türk ulusu bu zafer ile, Balkan SavaŞları’nda arka araya gelen acı sonuçların etkisiyle kaybettiği özgüvenini, bağımsız, özgür, çağdaŞ ve güçlü bir ulusal toplum olma bilincini, 1915 Çanakkale ruhu ile yeniden kazanmıŞtır.
Çanakkale’de kazanılan özgüven, Anadolu insanına KurtuluŞ SavaŞı’na kalkıŞma cesaretini vermiŞtir. KurtuluŞ SavaŞı bir cürettir. Bu cüret ise Çanakkale’de kazanılan özgüvenden doğmuŞtur. Çanakkale, Anadolu halkının eŞsiz mücadelesi ve azmi ile yeniden varoluŞunun baŞlangıcıdır.
Aynı zamanda Çanakkale, Türk askeri tarihinde parlak bir zafer olarak olmanın yanında Türk halkının kolektif algısında da yenilmezliğin, kendisinden çok üstün güçlere üstün gelmenin, ölümüne direnmenin simgesidir.
Çanakkale ruhu; 15 yaŞında toprağa düŞenler, okullarını bırakıp cepheye koŞanlar ve geri dönemedikleri için okulların o yıllarda hiç mezun verememesi demektir.
Çanakkale ruhu; taŞ üzerinde uyuyup, güneŞe, soğuğa, yağmura, fırtınalara karŞı korunmasız siperlerde çamur ve toz içinde günler geçirip, dünyanın bütün araç ve imkânlarına sahip düŞmanlarıyla aslanlar gibi dövüŞebilmek demektir.
Çanakkale’de sadece bir cephede savaŞan 316.000 askerden 211.000’i Şehit olmuŞtur. Bu büyük kayıpların genç insan gücü açısından Anadolu Coğrafyasında yarattığı boŞluk, yalnız 1.Dünya SavaŞı sırasında değil, onu izleyen Türk İstiklal Harbi boyunca ve sonrasında genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri atılırken de hissedilmiŞtir.
Öte yandan bu savaŞta dünya’nın çeŞitli yerlerinden gelen İngiliz ve Fransız askerlerinin yanı sıra Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelerin mazlum evlatları da ölmüŞtür.
Emperyalist güçler mazlum insanları, mazlum insanlarla savaŞmaya Çanakkaleye taŞımıŞtır. Ne acıdır ki bu kuvvetlerin arasında Almanlara esir düŞen halifelerini kurtarmaya geldiğini sanan müslüman askerlerle, hıristiyan alemini barbar müslümanlardan korumak isteyen hıristiyan askerler yanyana savaŞıyorlardı.
Büyük kumandan Mustafa Kemal Atatürk bu korkunç tezatlığın farkındadır. 1934 yılında Çanakkale’de evladı ölmüŞ bir Anzak annesine Şu satırları yazmıŞtır:
‘Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar!
Burada bir dost vatanın toprağındasınız, huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar, gözyaŞlarınızı siliniz.Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler.
Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, Artık bizim evlatlarımız olmuŞlardır.’
Çanakkale Zaferi demek aynı zamanda Mustafa Kemal demektir. Mustafa Kemal Çanakkale’deki kararlılığı, özgüveni, ileri görüŞlülüğü, cesareti ve liderliği ile öne çıkararak, KurtuluŞ SavaŞı’nın önderliği için, silah arkadaŞları ve Türk Ulusu nezdinde gerekli güveni kazanmıŞtır.
Çanakkale Zaferi, orada gösterilen ve hiç bir zaman mazlumların hafızalarından silinmeyecek cesaret ve fedakarlığıyla daima mücadelemize ıŞık tutacaktır. Çanakkale, “bitti” denilen yerde “bitmedim” diyen, “yaktık” dedikleri yerde, küllerinden yeniden doğan bir mucizenin, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerinin atıldığı yerin adıdır.
Bu destansı zaferin temelinde güçlü bir inanç, büyük bir vatan aŞkı ve özgürlük tutkusu vardır.
Bizlere bu büyük baŞarının gururunu armağan eden, baŞta Ebedi BaŞkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun silah arkadaŞları olmak üzere; bu mücadeleye iŞtirak eden Türk ordusunun kahraman mensuplarını, onu her Şeyiyle destekleyen aziz Türk ulusunu ve vatanları uğruna hayatlarını feda eden bütün Şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve Şükranla anıyor, Onların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Ruhunuz Şad olsun.”
12.03.2021
Schleswig-Holstein Türk Toplumu tarafından organize edilen ve eğitmenliğini iç mimar ve ressam Filiz Mungan’ın yaptığı “Çocuk ve Gençler için Online Resim ve Tasarım Atölyesi†1 Mart 2021 tarihinde çalışmalarının 8. haftasını geride bıraktı. 8 hafta boyunca;
• Temel sanat öğelerine giriş ( Işık, gölge, doku, perspektif çizim ve gölgelendirilmesi. Ritim, denge, kompozisyon denemeleri)
• Boyama teknikleri ve malzemelerin anlatılması; (Kurukalem, pastel, suluboya, guaş, akrilik)
• Tasarım nedir? Tasarıma giriş ( Tasarım öğeleri ve yöntemleri) vb. başlıklar altında çalışmalar yapıldı.
• Bu süreçte ayrıca katılımcılar dünyaca ünlü ressamların eserlerini incelemeye başladılar, farklı dönem ve teknikler hakkında bilgi aldılar. Ayrıca sanal müze gezileri/ ödevleri katılımcıların çok kültürlü bir perspektif kazanmalarına yardımcı oldu.
Bu çalışmalarla; katılımcıların sanatın ve tasarımın evrensel dilini kullanarak kendi hikayelerini, hayal güçlerini sanatsal verilere dönüştürmeleri hedeflendi. Böylelikle katılımcıların kültürler arası iletişim ve kabul becerilerinin artması sağlandı.
Ayrıca katılımcılar sanat aracılığıyla hayata ve diğer kültürlere farklı bir bakış açısı ve yorumlama yeteneği kazandılar.
09.03.2021
Korona Salgını sürecinde değişen olanaklar ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak onleine imkanlarla “Özgün Hareket Tekniği†ve “Doğaçlama Dans†başlığı altında bir atölye gerçekleştirildi. Eğitmenliğini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Çağdaş Dans Bölümü Öğretim Görevlisi ve Istanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Bahar Vidinlioğlu tarafından yapılan bu atölyenin amacı; hareket farkındalığı ile kişinin bedenin hareket kapasitesini arttırmak, fiziksel duyumsamasını geliştirmek, kendisi ile fiziksel, duygusal ve ruhsal bağ kurabilmesini güçlendirmektir. İki gurup halinde yapılan çalışmalarda ilk gurup ile 4 buluşma, ikinci gurup ile 8 buluşma gerçekleştirildi. Derslerde;
1.GRUP
1-Serbest Bırakma 2-Esneklik 3- Nefes ve Hareket ilişkisi 4-İmge ve hareket ilişkisi
2.GRUP
1- Esneklik, kolların ve omuzların özgün kullanımı
2- Hızlı ve canlandırıcı hareketler, doğaçlama eşli diyalog egzersizi
3- Hareketle bedeni gözden geçirme, erime imgesi, eşli doğaçlama
4- Hareket ve nefes farkındalığı, imge ile hareket.
5- Bedenin 360 derece farkındalığı, her bir beden parçasını duygular ile doğaçlama
6- Sünger imgesi ile hareket araştırması, eşli “Ayna†oyunu
7- Hareket ile bedenin anatomik yapısını keşfetme, doğaçlamada dinleme ve birbirinden etkilenerek dans etme.
8- İşlenen konuları bir araya getirerek uygulamak, birlikte katılımcıların yönlendirmesi ile hareket etmek.
Yapılan bu çalışmalar kişinin algılarını açarken kendi ile kurduğu ilişki ile çevresiyle olan ilişkisi de değişmeye başlar. Beden farkındalığı ile algıları açılan kişinin çevresinde olanlara dikkati artar. İletişim kabiliyeti gelişir. Çevresini daha iyi gözlem yapmaya, dinlemeye ve hissetmeye başlar. Kendini daha Özgün ifade ederken, farklılıklara daha rahat uyum gösterecektir. Kendi ile ilişkisi değişirken bu durum çevresi ile olan ilişkisinde her alanda değiştirebilir. Çok kültürlü yaşamlarda, farklı kültür ve geçmişi olan her insan hareket ve dans ile ortak bir alanda ve dilde buluşur. Dansın ve hareketin irleştirici özelliği de çok kültürlülüğe katkısı olacaktır.
Bu Atölyeler aynı zamanda kendi ihtiyaçlarımızı fark etmemize alan açacaktır. Kişi kendi ihtiyacını fark ettikçe atölyeden aldığı kazanımlar ile ihtiyaçlarına cevap verebilme yetisi kazanacaktır. Bu ihtiyaçlar fiziksel veya duygusal olarabilir. Örneğin; kendimize zaman ayırmak veya dinlenme ihtiyacımızı fark ettiğimizde, böylece bedeni dinlendirme üzerine uygulamalar yapabiliriz. Dans etmenin keyif ve mutluluk gibi duygularımızı artıracağı gibi zor ve duygusal zamanlarda da bedenimizle kurduğumuz ilişki ile kendimizi dengelemek üzerine pratikler yapabiliriz. Bedeni tanımanın ve hareketin duygulara ve düşüncelere sağaltıcı etkisi vardır. Hareket yolu ile farkındalık, kişinin bedenini dinlemesini ve aynı zamanda yukarıda bahsettiğimiz duygusal ve fiziksel duyarlılığı geliştirmeyi hedefler.
Grup çalışmalarını başarı ile sürdürmektedir.