Almanya Türk Toplumu Olağanüstü Genel Kurulla Yeni Yönetimini Belirledi

Bu haftasonu Frankfurt‘ta düzenlenen Olağanüstü Genel Kurul ile Almanya Türk Toplumu yeni yönetimini belirledi. Genel Kurul‘da Gökay Sofuoğlu ve Dr. Aysun Aydemir eşbaşkan olarak seçildiler.

Yürütme Kurulu‘na ise Bilge Yörenç, Dr.Cebel Küçükkaraca, Cansu Zeren, Dr. Ali Sak, Atilla Karabörklü, Yasemin Önel Jesse ve Seref Çağlar getirildi.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu, Almanya Türk Toplumu yönetiminde ağırlıkla yer aldı. Dr. Cebel Küçükkaraca başkan yardımcılığına seçilirken üyelerimizden Fatma Demircan ve Yücel Yıldız Yönetim Kurulu listesinde yer aldılar.

Ayrıca Tufan Kıroğlu ve Harun Kahveci ise Denetleme Kurulu üyeliğine seçildiler.

Yeni Yönetimde kadınların ve gençlerin çoğunlukta olması da gurur verici bir durumdur.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu olarak başta eşbaşkanlar olmak üzere Almanya Türk Toplumu yönetimine seçilen herkesi kutluyor ve görevlerinde başarılar diliyoruz.

Çalışma Bakanı Meyer, Eyalet Çalışma Programı Kapsamında Resmi Destek Belgelerini Dağıttı.

Schleswig-Holstein Eyalet Ekonomi, Çalışma, Ulaşım ve Teknoloji Bakanı Reinhard Meyer, 07 Nisan 2015 tarihinde Schleswig-Holstein Türk Toplumu’nda düzenlenen bir törenle altı değişik kuruma ait farklı projelere 2,7 Milyon Euro’luk destek dağıttı.

Avrupa Birliği Sosyal Fonu‘nun „Eyalet Çalışma Programı“ çerçevesinde „Sigortalı Çalışmaya Giden Yeni Yollar“ başlığı altında çalışmalar hayata geçirildi. Bu örnek projeler, uzun süreli iş hayatından uzak kalmış işsizlerin yeniden iş piyasasına kazandırılmasını hedeflemektedir.

Bu çalışmalar, katılımcıların özel ilgi alanları ve kapasitelerinin tespitiyle uygun destek ve gelişim kurslarından oluşmaktadır.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı ve „ELMA“ projesi sorumlusu Dr. Cebel Küçükkaraca, çalışmaların eyaletteki yansımalarından duyduğu menunyeti dile getirirken iş piyasasının karşısında bulunan demokrafik gelişimler ve yetişmiş eleman sıkıntısına dikkat çekti.“Aslında bugün Almanya’nın içinde bulunduğu demokrafik gelişim, köken, dil yetersizliği ve uzun süreli işsizlik gibi durumlar hep birbirine bağlıdır.
Uzun süreli işsizlerin mesleki uyumları kendi yeteneklerini ve kalifiye eleman bekleyen iş yerlerine kendilerini yeterince hazırlayamamaları nedeniyle oldukça zordur.Hayata geçirilen bu eyalet projeleriyle söz konusu insanlara farklı destekler sunulmalı ve yeni bakış açıları kazandırmalıdır.“

Çalışma Bakanı Meyer ise aynı görüşleri destekleyerek şunları söyledi: „Schleswig-Holstein iş piyasasının en büyük sorununu yetişmiş eleman eksikliği oluşturmaktadır. Bu nedenle bizler, çalışma programlarıyla iş yerlerini güvence altına almayı ve yeni iş yerleri kazanmayı istediğimizden dolayı bu porejelere katkıda bulunuyoruz.“

Dünya anadili günü

Uluslararası insan hakları içerisinde yer alan kültürel haklar bir insanın anadilini özgürce öğrenmesi, öğretmesi ve kullanması hakkını garanti altına alır. Uluslararası insan haklarının geçerli sayıldığı yerde dil bir kültürün ayrılmaz bir parçası olarak görülür. Bir endüstri ülkesi olarak küresel bir toplumun bize sunacağı fırsatların bizim zenginliğimize zenginlik katacağını uzun zamandan beri biliyoruz. Bugün Almanya’da pek çok insan birden fazla dil konuşuyor.

Buna rağmen yeni gerçekleri kabullenmekte zorlanıyoruz. Almanya her ne kadar bir göç ülkesi olmuş, yeni insanların dilleri toplumumuzda bir yer edinmişse de, hala belirli dillere karşı çekinceli bir bakış açısı var. Bu diller hala derslerden ve okul bahçelerinden sürülüyor, görünürde bir prestij problemi olan bu dilleri konuşan insanlara hala tuhaf bakılıyor. Daha geçen sene yabancılar için ‚Evde Almanca zorunluluğu’ isteyen sesler yükseldi. Sadece Almanca konuşan çok renkli ve çeşitlilik içeren küresel bir toplum nasıl mümkün olabilir?

S-H Türk Toplumu her bireyin anadilinin gerekli değeri görmesi, insanların istedikleri yerde ve zamanda anadillerini konuşabilmesinin günlük yaşamda normal bir şey olması konusundaki azimli çalışmasını sürdürmeye devam etmektedir. Artık bu insanların ve dillerinin tehdit olarak değil, toplumumuzun ihtiyacı olan köprüleri kurabilecek bir potansiyel olarak görmenin zamanı geldi.

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun!

24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” kabul ettiği gündür. Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 den bu yana 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlanmaktadır.

Eğitim sisteminin en temel öğesi olan öğretmenlerimiz, toplumun ilim, bilim, kültür, iktisat alanların da gelişmesinde, nitelikli, çağdaş insan gücünün yetiştirilmesinde, toplumdaki sosyal barışın sağlanmasında, bireylerin sosyalleşerek toplumsal hayata hazırlanmasında ve toplumun kültürel mirasının genç kuşaklara aktarılmasında emek, özveri, sabır ve hoşgörü ile bedeli ödenemiyecek kadar değerli ve saygın sorumluluklar üstlenmektedir.

Özellikle içinde yaşadığımız toplumda yetişen çocuklarımızın çağdaş dünya ile uyumlu, kendine güvenen, kültürlü, bilgili, bilinçli, saygılı bireyler olarak gelecek nesillere örnek olmaları için canla başla uğraşan öğretmenlerimizi katkılarından dolayı içtenlikle kutluyorum.

Bu vesileyle, başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, emeği geçen öğretmenlerimizden ebediyete intikal edenleri rahmet, minnet ve şükranla anarken, tüm değerli eğitimcilerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü candan kutlar, kendilerine başarı ve esenlikler dilerim.

Dr. Cebel Küçükkaraca
-Eyalet Başkanı-

Solingendeki kundaklamanın 21. Yıldönümü

Bu üzüntülü günün üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen bu kundaklamanın tekil bir olay olmadığı ve ırkçılığın göçmenlerin hayatında halen güncelliğini koruduğu görülmektedir. Benzer şaşkılığın daha fazlasını son yıllarda ortaya çıkan NSU cinayetlerinde yaşadık. Korkutucu olan cinayetlerin hazırlık uyglama ve soruşturmların geciktirilmesi aşamasında aşırı sağcı cizgide yer almayan kişi ve kurumların önemli rol oynamalarıydı.
„Bu tür kundaklamaların nedeni göçmenlerin günlük hayatta uğradıkları gizli ırkçlıkta saklıdır.“ diyen Schleswig-Holstein Türk Toplumu başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca: sözlerine şöyle devam etti: „Günlük ırkçılık, şiddet olayları gibi her ne kadar aşikar belli olmasada, maruz kalanlar için oldukça yıpratıcı ve inciticidir.“
Göçmenlerin varlıkları halen insan kaynakları olarak ya fark edilmemiştir veya ciddiye alınmamıştır. Medyadaki oluşan resim yavaş yavaş değişse ve daha fazla katılım sağlamış göçmenler gösterilse de, bu insanların topluma yeterince katılamadıkları görülmektedir. Küçükkaraca:„Eyalet hükümetleri‚ ’Kabul Kültürü‘ yle ilgili çalışmalara başladılar: Ama bunlar ilk adımlar ve önümüzde aşılacak daha çok uzun yol var.“ dedi.
Almanya’daki sağcı partilerin geçen Avrupa Parlemento seçimlerinde fazla önemli rol oynamaması Schleswig-Holstein Türk Toplumu açısından sevindiricidir. Konuyla ilgili olarak Dr. Cebel Küçükkaraca şunları söyledi:. „Ama yine de Avrupa’daki yavaş yavaş ilerleyen ırkçılık bizleri endişelendiriyor. Irkçılıkla mücadele tüm Avrupa’da bütün toplumla ilgilidir. Biz hem Almanya’nın hem de Avrupa’nın bir parçasıyız ve bu yüzden ırkçılığa izin veremeyiz.“
Solingen faciasının 21. yılında ırkçılığa karşı tüm demokratlar karalılığını ortaya koymalıdır. Dr. Küçükkaraca: „Bu tür vahşetlerin tekrarlanmasına kesinlikle izin veremeyiz. Bu olayın kurbanlarını ve acılarını asla unutmamamız lazımki bir daha tekrarlanmasın.“

2014 Avrupa Seçimlerine Katılım Çağrısı

Avrupa Parlamentosu 8.dönem seçimleri 25 Mayıs 2014 tarihinde yapılacaktır.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu, oy hakkı olan tüm göçmenleri seçimlere katılarak yeni oluşacak parlamentoyu belirlemeğe davet ediyor. Demokrasi halkın politikaya katılımını sağlayan, toplumsal kararı hayata geçiren güzel bir sistemdir. Schleswig-Holstein Türk Toplumu başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca, insanların bu bilinçle seçimlere katılmasını istemektedir.

„Tam olarak bilgilenmek, karar vermemizi kolaylaştırır.“ diyen Küçükkaraca,sözlerine şöyle devam etti:„Seçimler öncesinde kutuplaştırıcı tartışmalar artar. Biz bunu başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ziyaretinde ve partilerin çoğunun seçim stratejilerinde görüyoruz. Tek taraflı bakış açıları genellikle ayrışma ve dışlamalara yol açarken, nadiren de çözüme neden olurlar.
Avrupa‘nın değişik ülkelerinde sağcı ya da aşırı sağcı partiler, seçmenden oy alabilmek için belirli konuları, örneğin bankaların kamulaştırılması gibi, bilinçli olarak gündeme getiriyorlar. Bu nedenle seçimlerden önce doğru bilgilenme ve seçimlere katılım büyük önem taşımaktadır.“

Küçükkaraca sözlerini şöyle sürdürdü: „Avrupa seçimlerine katılımın az olması, düzen karşıtı ve radikal partilerin meclise girmesine neden olmaktadır. Demokratik ve özgür bir Avrupa adına seçimlere katılarak bu tür olumsuzlukları önleyiniz.“