19.07.2013
Avrupa Akademisi Senkelmark bilgilendirme dizisi „Almanya’da Halk Grupları ve Etnik Azınlıklar“ konusu çerçevesinde bir grup öğrenciyle 17 Temmuz 2013 tarihinde bir kez daha Schleswig-Holstein Türk Toplumu’nu ziyaret etti. Bu grup da önceki gibi yabancı öğrencilerden oluşmaktaydı
Program Lübnanlı darbuka öğretmeni Saleh Bichnak ve onun yetenekli öğrencisi Michael Kuyumcu’nun kısa gösterisiyle başladı. Daha sonra Schleswig-Holstein Türk Toplumu ve çalışmalarını tanıtan kısa slayt gösterisi izlendi. Yapılan sunumun ardından öğrencilerden gelen çok sayıda „çifte vatandaşlık göçmenlerin uyum sorunları, maddi açidan devlete bağımlılık konularında sorularda tartışmalar farklı bir boyuta taşındı. Her iki tarafında kendi fikirlerini açık yüreklilikle ortaya koyduğu seviyeli bir tartışma oldu.
Çay ve yiyecek ikramının ardından ziyaret sona erdi.
15.07.2013
Avrupa Akademisi Senkelmark bilgilendirme dizisi „Almanya’da Halk Grupları ve Etnik Azınlıklar“ konusu çerçevesinde bir grup öğrenciyle Schleswig-Holstein Türk Toplumu’nu ziyaret etti.
Yabancı öğrencilerden oluşan ilk grubun ziyareti 15 Temmuz 2013 tarihinde gerçekleşti. Program Lübnanlı darbuka öğretmeni Saleh Bichnak ve onun yetenekli öğrencisi Michael Kuyumcu’nun kısa gösterisiyle başladı. Saleh Bichnak oryantal müzik aleti darbuka ile ortaya koyduğu ritimler ziyaretçi grubu coşturdu.
Daha sonra Schleswig-Holstein Türk Toplumu ve çalışmalarını tanıtan kısa slayt gösterisi izlendi. Ardınadan „Schleswig-Holstein’da Aktif Klatılım Projesi“ çalışanı Murat Baydaş, Almanya‘daki Halk Grupları ve Etnik Azınlıklar konusunda ve özellikle eyaletimizde yaşayan Türkler üzerine bir sunum yaptı ve katılımcıların konuyla ilgili sorularını cevaplandırdı.
Toplantının sonunda ziyaretçilere semaverde hazırlanan çay ve nefis yiyecekler ikram edildi. Katılımcıların bazıları ise öğretmen eşliğinda darbuka çalma denemelerinde bulundular.
03.07.2013
Polonya ve Litvanyalı sosyalpedegog yardımcılığı alanında meslek eğitimi gören ve Almanca sınavında başarılı olanlardan oluşan karışık bir grup Schleswig-Holstein Türk Toplumunu ziyaret etti.
Türk Toplumuna gelişlerinde çay ve kurabiye ikram edilen öğrenciler, daha sonra Schleswig-Holstein Türk Toplumu ve Almanya‘daki Türk azınlığı konusunda verilen sunumu dinlediler.
Ardından yürüyerek Ditib Ulu Camii‘ne geçen gruba başkan yardımcısı Bekir Yalım ve imam Abdurrahman Latifoğlu tarafından bilgi verildi.
Burada islam, abdest ve namaz konusunda bilgi alan öğrencilerin konuyla ilgili soruları cevaplandırıldı.
Ziyaret çay ocağında içilen çay ve samimi sohbetin ardından sona erdi.
25.06.2013
Schleswig-Holstein Türk Toplumu Elişi Kursu’na katılan öğrenciler 16 Haziran 2013 tarihinde düzenledikleri sergi ile bir yıl boyunca ürettikleri ürünleri gözler önüne serdiler.
Emine Bitek yönetiminde çalışmalarını sürdüren grup üyelerinin bir yıl boyunca ortaya koydukları eserlere ziyaretçiler büyük ilgi gösterdi. Birbirinden farklı takı ve elişi ürünlerini ortaya koyan bayanlar bir işe yaramanın ve bir şeyler ortaya koymanın gururunu yaşadılar.
Serginin açılışında bir konuşma yapan Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca: „Amacımız insanlarımıza hem küçük bir şeyler öğretmek hem de onlara içlerinde var olan cevheri göstermektir. Kadınlarımızı dört duvar arasından çıkararak öz güven kazandırmak, dar olan çevrelerini genişletmek, yeni insanlarla tanıştırıp sosyalleşmelerini sağlamaktır.“ dedi.
Sergiye katılanları küçük sürprizler bekliyordu. Düzenlenen örgü örme yarışlarına katılanlara küçük hediyeler veridi. Fatma Bitek, Gizem Yeşilyurt ve Gizem Şimşek ise sergi öncesi söyledikleri türkülerle ziyaretçilere unutulmaz dakikalar yaşattılar. Ayrıca ziyaretçiler için nefis ikramlar da hazırlanmıştı
13.06.2013
Bu yıl 11.‘si düzenlenen Lübeck 2013 Nordjob Fuarı Müzik ve Kongre Salonunda 04-05 Haziran 2013 tarihlerinde rekor sayıda katılımcı, yaklaşık 4000 öğrenci, meslek seçimi, meslek eğitimi ve staj yerleri, mesleki gelişim okulları ve yüksek öğrenim imkanları konularında bilgilendirildi. Bu Fuar öğrencilerin gelecekteki kariyerleri için temel oluştururken çeşitli meslek dalları ve şirketleri tanıma fırsatı buldular.
Fuardan önce hedef kitleyi oluşturan bölgedeki okullardaki öğrenciler başarılı bir fuar ziyareti için hazırlandı. Öğrencilere bilgi almak istedikleri belli firmalarla randevular yapılarak verimli, çok yönlü ve profesyonel çalışmalarla güven oluşturuldu. Öğrencilere kendi sorularını doğrudan firmalara yöneltme fırsatı verilince başarılı görüşmeler ortaya çıktı. Bu amaç doğrultusunda fuarda çok sayıda bilgilendirici sunumlar yapıldı.
Schleswig-Holstein Türk Toplumu da kurduğu bilgilendirme masasıyla önemli bir katılımcı olduğunu gösterdi. Çok sayıda göçmen kökenli genç, mesleki gelecekleri için detaylı olarak aydınlatıldı. Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca bu bağlamda başarılı bir meslek eğitimini önemini vurgulayarak gençleri meslek eğitimi yapmaya davet etti. Ayrıca fuara katılan öğrencilerle ayrıntılı meslek eğitimi ve kariyer planlaması yapabilmeleri için danışmanlık randevuları yapıldı.
05.06.2013
Almanya Türk Toplumu, Almanya’da yaŞayan insanlarımızın hak ve çıkarlarını savunan bir çatı örgütü olma özelliğinin yanında, insan haklarını ve demokrasiyi temel alan yaklaŞımların da savunucusudur. BirleŞmiŞ Milletler İnsan Hakları Bildirgesi Almanya Türk Toplumunun tüzüğünün bir parçasıdır. Bu özelliğiyle Almanya Türk Toplumu konulara insan haklarını temel alan ve partilerüstü bir anlayıŞla yaklaŞır.
Almanya Türk Toplumu hiçbir siyasi partinin ya da siyasal oluŞumun yanında, arkasında ya da önünde değildir. Temel ölçüt insan hakları ve demokrasidir. Buna kim karŞı geliyorsa onun karŞısına dikilir.
Türkiye’deki olaylarda konu bu Hükümetin gitmesi ya da gitmemesi, onun yerine baŞka bir oligarŞik yapının gelmesi olmayıp, beklenti insan haklarına dayalı, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla iŞleyen bir düzendir. Siyasal görüŞlerden bağımsız olarak Almanya Türk Toplumu, her türlü faŞizan, ırkçı ve militarist yaklaŞımlara, özellikle Almanya ve Türkiye’de karŞı çıkar.
Åžu anda Hükümette bulunan AK Parti’nin iktidara geldiği ilk yıllarda önemli hizmetleri olmuŞtur. DemokratikleŞme ve militarist yapıların ortadan kaldırılmasına yönelik çalıŞmalar yapmıŞtır. Son dönemlerde özellikle BaŞbakan Tayyip Erdoğan’ın vatandaŞların özel yaŞamlarına müdahelelerde bulunduğu, despotça tavırlar içine girdiği, “ben yaptım oldu”, türü yaklaŞımlar sergilediği, hatta kendi bakanlarını, basın mesuplarını azarladığı gözlemlenmektedir. Muhalif görüŞlerin dile getirilmesine tahammül edilmemekte, Hükümete eleŞtirel yaklaŞan basın ve yayın mensuplarının iŞlerine son verilebilmektedir.
Türkiye’de geliŞen tepkilerin ana kaynağını bu tür yaklaŞımlar ve uygulamalar oluŞturmaktadır. İnsanlar artık kendileriyle ilgili konularda görüŞlerinin alınmasını, özel yaŞamlarına müdahele edilmemesini, laik düzenin bozulmamasını istemektedirler.
BaŞbakan’ın, verilen haklı tepkileri yine hor görerek, aŞağılayarak, ötekileŞtirerek, onbinleri kriminalize ederek aynı yaklaŞımını sürdürmesi Almanya Türk Toplumu tarafından sert biçimde eleŞtirilmektedir.
Bu yetmezmiŞ gibi polis aŞırı derecede ve orantısız Şiddet kullanarak barıŞçıl protestoların önünü kesmeye çalıŞmaktadır. Polisin bu Şiddetinden birçok kiŞi nasibini almıŞtır. BarıŞçıl gösterileri izleyen Almanya Türk Toplumu Genel BaŞkanı Kenan Kolat, biber gazından etkilenmiŞ, Genel BaŞkan Yardımcısı Hilmi Kaya Turan polisin gönderdiği gaz fiŞeğinin baldırına isabet etmesi sonucunda yaralanmıŞtır.
Almanya’da yaŞayan insanlarımızın Türkiye’deki geliŞmelerle ilgili, bırakın tarafsız bilgiyi alması, olan biteni görmesi bazı Türk basın ve yayın kuruluŞları tarafından engellenmiŞtir. Almanya Türk Toplumu bu basın ve yayın gruplarının sahiplerinden Anayasanın haber alma özgürlüğüne gerekli özeni göstermelerini beklemektedir. Hükümet, basın ve yayın üzerindeki baskıları kaldırmalıdır.
Almanya Türk Toplumuna Hükümet ve AK Parti yanlısı dernek ve kiŞilerden gelen bazı tepkiler, insanlarımızın bir bölümünün konuya ideolojik gözlükle, önyargılı baktığını ve eleŞtiri yapamadığını ortaya koymaktadır. Orada bulunmadan ve orada olanları yaŞamadan yapılan yorumların havada kaldığı aŞikârdır.
BaŞbakan, haklı tepkileri kim oldukları belirtilmeyen aŞırı uçların, dıŞ mihrakların ve de CHP’nin biçiminde açıklamaya çalıŞması Türkiye’deki gerçeklerle bağdaŞmamaktadır. Oradaki protestocuların hiçbir partinin eylemlerine karıŞmasını istemeketedirler. Türkiye’deki protestolar tamamen kendiliğinden oluŞan, vatandaŞların birikmiŞ tepkilerinin bir yansımasıdır. BaŞbakan Erdoğan’ın tavrı, insanların barıŞ içinde gösteri yapmasına karŞı olan bir tahammülsüzlüğün ifadesidir.
Demokrasilerde Şiddet kullanımı devlete mahsusdur; ama bunun ölçülü ve hukuk devleti ilkelerine ters düŞmeyecek biçimde olması zorunludur. Sokak ortasında savunmasız insanlara Şiddet uygulayan polislerin bu mesleği sürdürmeleri söz konusu olmamalı, ilgili müdürler de görevlerinden alınmalıdır.
Bu tür halk hareketlerinde değiŞik gruplardan Şiddet uygulayanlar, provokasyon yapanlar çıkacaktır. Bunların uygun polisiye önlemlerle engellenmesi gereklidir. Åžiddet reddedilmelidir. Ancak, tüm protestocuları “aŞırı gruplar”, “oyuna geliyorlar” yaklaŞımlarıyla aŞağılayan yaklaŞım da kabul edilemez.
Bu arada yapılması tasarlanan 3. Boğaziçi Köprüsüne ad verme konusunda da gerekli duyarlılık gösterilmeyerek, Alevi katliamını gerçekleŞtiren Yavuz Sultan Selim adı verilmek istenmektedir. Bu da BaŞbakan’ın hala dıŞlama ve ötekileŞtirme politikası sürdürdüğü izlenimini güçlendirmektedir.
Bu tepki ve protestolarda ilk kez çok değiŞik kesimler biraraya gelerek ortak bir tavır sergilemektedirler. YaŞamlarında ilk kez sokağa çıkan insanlar demokratik tepkilerini ortaya koymaktadırlar. Almanya Türk Toplumu bu geliŞmeyi selamlamakta, gösteri ve tepkilerin bundan böyle de barıŞçıl sürmesini arzu etmektedir.
Demokrasi çoğunluğun kararının geçerli olduğu bir rejimdir. Ancak çağdaŞ demokrasilerde, farklı düŞüncelerin ve azınlık hak ve görüŞlerinin de dikkate alınır. Tersi faŞizan bir yaklaŞımı içerir.
CumhurbaŞkanı Abdullah Gül’ün sağduyulu yaklaŞımı ve BaŞabakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın özür dilemesi umut vermekle birlikte, Almanya Türk Toplumu, BaŞbakan Erdoğan’ın özür dilemesini ve bu tepkilerden gerekli sonuçları çıkarmasını beklemektedir. İstanbul Valisinin görevde kalmasının mümkün olmadığı da görülmektedir. Bunun yanı sıra Taksim Platformunun istemleri özellikle dikkate alınmalıdır. Hükümetin Taksim Platformu ile görüŞmesi yerinde olacaktır.