24.11.2009
Satranç iki oyuncu arasında oynanan bir zeka oyunudur. Bu oyun satranç tahtası denilen 8×8’lik kare bir alan üzerinde satranç taşlarıyla oynanır. Toplam 64 karenin yarısı siyah, yarısı beyaz renklerden oluşur. Taraflar beyaz ve siyah renkli taşları alırlar, her oyuncunun bir seferde bir hamle yapmasıyla oyun gelişir. Oyunun başında beyaz ve siyahların 16 taşı bulunur. Bunlar bir şah, bir vezir, iki kale, iki fil, iki at ve sekiz piyondan oluşur. Oyunun amacı karşı tarafın şahını mat etmektir. Bunun anlamı rakip şahın bulunduğu karenin tehdit altında bulunması ve tehdit altında olmayan bir kareye kaçış ya da tehdidi engelleyecek başka bir hamlesinin olmamasıdır. Bu da rakibin diğer taşlarını yiyerek onu güçsüz bırakma ilkesine dayanır.
Yer: Burgtor Lübeck, Große Burgstr. 2, 23554 Lübeck
Tarih: 08 – 09 Araık 2009,
Saat:16:30 – 19.30
24.11.2009
Bugün Atatürk’e “Başöğretmen” ünvanı verilişinin 81’inci ve öğretmenler günü olarak kutlanmaya başlanmasının 29’ncu yılıdır.
24 Kasım Öğretmenler günü sizin gününüzdür!
Ulu önderin Cumhuriyeti emanet ettiği fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller öğretmenlerimizin fedakarca çalışmalarıyla yurdumuzu aydınlık geleceğe taşıyacaktır.
Eğitim çağındaki milyonlarca çocuğumuz ve onları geleceğe hazırlayan öğretmenlerimiz, Atatürk’ün hedef gösterdiği çağdaş medeniyet hedefinin üzerine çıkmamızdaki en büyük güç kaynaklarımızdır.
Günlük yaşamınıza yerleşen, ağır bir sorumluluk getiren bu görevi fedakarca ve sevgi ile yaptığınız için sizlere saygımız her zaman büyüktür.
Özverili olarak çocuklarımıza daha iyi bir eğtim verme yolunuzdaki çabalarınızda önünüze çıkan engeller sizleri yıldırmamalı.
Çünkü onlar bizim çocuklarımız.
Bizler her zaman sizlerin yanınızdayız, eğitim alanındaki çalışmalarınıza gönülden destek veriyoruz.
Başöğretmenimizin ve öğretmenlerimizin bu anlamlı gününü saygıyla kutluyoruz.
TGS-H Yönetim Kurul adına
Dr. Cebel Küçükkaraca
Eyalet Başkanı
23.11.2009
Tam 17 yıl önce Mölln’de yabancı düşmanlığı ve insanlığı aşağılayan hareketlerin sonucunda gerçekleşen elim kundaklama olayının kurbanlarını anıyoruz. Hala insanların kafasında ırkçı düşünceler sürekli yayılırken ve dışlanmanın gündemden hiç düşmediği günümüzde önceden olduğu gibi hoşgörüsüzlük ve şiddetle kararlılıkla mücadele edilmelidir. Aslında böyle bir konu gündeme gelmeyi bile hak etmiyor. Suçlular ortayacikana kadar bu konunnun üzerine gidilmelidir. Demokratik bir ülkede bireylerin kendilerini güvende hissetmedikleri bölgeler oluşması kabul edilemez bir durumdur. Eyalet başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca konuyla ilgili olarak “Biz birlikte ortak bir gelecek oluşturmak için bu tür duyarsızlıklara kalbimizde en küçük bir yer vermememiz gerekir” dedi.
Sadece toplumsal beraberlik ve şiddeti birlikte uzaklastırmakla Mölln kurbanlarını gerçekten anmış oluruz. Onlaıin ölümleri gelecek için bir ikaz olarak kalacakt ır.
(Fotoğraf: www.hamburghaber.de)
23.11.2009
Schleswig-Holstein Türk Toplumu ve Adalet Bakanlığı “Kadınlara siddete hayır” sloganıyla eyalet çapında bu senede bir sosyal etkinliği hayata geçirdiler.
Bu etkinlik çerçevesinde 21 Kasım 2009 Cumartesi günü Kiel, Neumünster, Lübeck ve Flensburg’da eszamanlı olarak saat 11:00 den 13:00’e kadar etkinlikler
düzenledi.
Neumünster’de düzenlenen etkinliğe Schleswig-Holstein Türk Toplumu Baskanı Dr. Cebel Kücükkaraca, Schleswig-Holstein eyaleti Adalet, Fırsat Eşitliği ve Uyum Bakanı Emil Schmalfuss ve Neumünster Otonom Kadın Sığınma Evinde sosyal pedagog olarak görev yapan Sevim-Kiraz Dühring ve vatandaşlar katıldı.
Dr. Cebel Kücükkaraca etkinliğin başlaması dolayısıyla yaptığı konusmada: “Kadınlara uygulanan şiddet, çoğunlukla en güvenli olduğu zannedilen kendi dört duvarımız arasında, yani ‘evde’ meydana gelmektedir. Kadının kendi yuvasında böyle bir durumla karşılaşması ve bunu kaderiymiş gibi yaşamak zorunda kalışı kabul edilemez bir durumdur. Amacımız, bu etkinliklerle toplumun bu konuya duyarlılığını arttırmaktır. Bu kampanyayı destekleyen herkese ayrıca çok teşekkür ediyoruz” dedi.
Adalet, Fırsat Eşitliği ve Uyum Bakanı Emil Schmalfuss ise yaptığı konuşmada: “Ülke çapında yapılan araştırmalara göre, Almanya’da göçmen kadınlar, Alman kadınlarına göre kendi aile çevresi tarafından daha sık şiddete uğramaktadır. Bugünkü etkinliğimizle özellikle göçmen kadınlara uygulanan şiddete dikkati çekmek istiyoruz. Schleswig-Holstein eyaletinde 16 sığınma evi ve 23 Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezinin bulunmaktadır. Schleswig-Holstein eyaleti bu haliyle diğer kentlere örnek teşkil etmektedir. Bu yöndeki çalışmalar için yılda 6,7 milyon Euro harcanmaktadır. 2008 yılında 9 bin şiddete uğrayan kadına, Kadın Dayanışma Merkezlerimiz tarafından yardımda bulunulmuştur” dedi.
Daha sonra Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Küçükkaraca çalışanlarıyla birlikte üzerlerinde “Kadınlara şiddete hayır” yazılı poşetleri ve konuyla ilgili bilgilerin yer aldığı el ilanları dağıttılar.
12.11.2009
Atatürk’ün ebediyete irtihalinin 71’inci yıl dönümü münasebetiyle Schleswig Holstein Türk Toplumunda bir anma programı düzenlendi. Saygı duruŞu ve Istiklal marŞının ardından Schleswig Holstein Türk Toplumu BaŞkanı Dr. Cebel Küçükkaraca yaptığı açıŞ konuŞmasında” Bu günü yalnızca O’nun maddi varlığının aramızdan ayrıldığı bir matem günü olarak değil, duygusallığın ötesinde bilgi ve bilinçle Atatürk’ün düŞüncelerine yöneltmek için bir fırsat olarak görüyoruz.
O, akıl ve bilime çok önem vermiŞ, bağnazlıktan ve dogmalardan uzak, akılcı ve yaratıcı düŞünen, gerçekçi bilgiler ıŞığında ileriye bakabilen özgür bireylerin oluŞturduğu çağdaŞ bir toplumunun geleceğine inanmıŞtır.
Atatürk, “Dünyada her Şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürŞit ilimdir, fendir” sözü ile bunu en güzel Şekilde açıklamıŞtır.
Atatürk’ü anlamak ve onu görmek; “Eğitimdir ki, bir milleti ya hür, bağımsız, Şanlı, yüce bir toplum olarak yaŞatır, ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder” sözleriyle özdeŞleŞebilmek demektir.
Åžu sözlerini de dikkatle değerlendirmemiz gerekmektedir:
“Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı, hiçbir dogma, hiçbir donmuŞ ve kalıplaŞmıŞ kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, ilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aŞmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü müŞkülât önünde, belki gâyelere tamamen eremediğimizi, fakat asla taviz vermediğimizi, akıl ve ilmi rehber edindiğimizi tasdik edeceklerdir. Zaman süratle dönüyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değiŞiyor. Böyle bir dünyada, asla değiŞmeyecek hükümler getirdiğimi iddia etmek, aklın ve ilmin geliŞimini inkâr etmek olur.”
“Yolunda yürüyen bir yolcunun yalnız ufku görmesi kâfi değildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi lâzımdır” sözü, Atatürk’ün ileri görüŞlülüğünün bir simgesidir.
O uygar düŞünce Sistemi, ufku, ilke ve devrimleri ile hep ileriyi gösteren, birleŞtirici ve bütünleŞtirici oldu, O Milletine hep güvendi. Atatürk ülkesine vefalı, geleceğe güvenle bakan ve bu uğurda her türlü fedakarlığa hazır olan, eğitim seviyesi yüksek, akılcı bir gençliğin önemini vurgulamıŞtır.
Bu duygu ve düŞüncelerle aramızdan ayrılıŞının 71. yıldönümünde O’nu derin bir sevgi, saygı, Şükran, hasret ve içtenlikle anıyor ve bir kez daha saygıyla selamlıyorum. dedi.
Günün anlam ve önemiyle ilgili bir konuŞma da Konsolosluk öğretmenlerinden Anber Naile Azgın tarafından yapıldı. KonuŞmalarn ardından öğrenciler Şiirler okudular.
Daha sonra Atatürk’ün hayatını anlatan bir film gösterildi. Son olarak da Atatürk’ün sevdiği türküler Gizem ÅžimŞek ve Gizem YeŞilyurt tarafinda seslendirildi.
Yoğun katılımın olduğu program daha sonra sona erdi.
Organize Eden Kurumlar
T.C. Hamburg Baskonsolosluğu Türkçe ve Türk Kültürü Dersleri Öğretmenleri, Schleswig
Holstein Türk Toplumu (TGS-H), Kiel Alevi Toplumu, Kiel Inter Türkspor, Kiel Türk IŞ
Verenler Birliği (TAB), Kiel Türk Veliler Birliği, Kiel Türk Ocağı, DitibUlu Camii, Ditib Yeni
Camii
06.11.2009
Schleswig Holstein Türk Toplumu ve Lübeck Yerel sineması’nın işbirliğiyle Mahsun Kırmızıgül’ün ilgiyle izlenen filmi “Güneşi Gördüm” 29 Ekim – 04 Kasım 2009 tarihleri arasında gösterime girmiştir.
Mahsun Kırmızıgül’ün ikinci yönetmenlik denemesi Güneşi Gördüm, kalabalık bir ailenin filmi. Askerin emriyle köylerini boşaltan ve bir kısmı İstanbul’da şansını denerken diğerleri de umudu Norveç’e kaçmakta arayan bir aile bu. Beş kız çocuğun ardından istediği oğla sahip olan Ramo, bir oğlu askere giderken diğeri dağa çıkmış Davut, sert mizaçlı Mamo ve onun kendini hep kız gibi hissetmiş erkek kardeşi Kadri filmin merkezinde yer alıyorlar. Yine çok fazla öykü anlatıyor Kırmızıgül bize. Ama bu kez eklektik durmuyor öyküleri; hepsi bir çatı altında, aynı tema etrafında toplanıyor.