21.06.2009
Türk kadınları üretken olduklarını, toplum yaşamına aktif olarak katıldıklarını çeşitli alanlardaki çalışmalarıyla göstermektedirler. Schleswig-Holstein Türk Toplumu bünyesinde ve Emine Bitek`in idaresinde oluşturulan takı grubunda kadınlarımız haftada bir gün bir araya gelerek başta takı olmak üzere çesitli el işleriyle becerilerini ortaya koyuyorlar.
Her yıl kurs bitiminde takı grubu, el emeği, göz nuru eserlerini sergileyerek Türk ve Almanların beğenisine sunuyorlar. Her kesimden ziyaretçi, üç gün belirli saatlerde açık olacak sergiyi kendine uygun zamanlarda gezip görme şansını elde edebilecek:
26 Haziran Cuma saat 16:00`dan itibaren; 27 Haziran Cumartesi ve 28 Haziran Pazar günleri saat 14:00 ve 18:00 arasında sergi açık olacaktır.
Cuma gün yapılacak açılış programında taki ve aksesuvarlar mankenler tarafından bir gösteriyle tanıtılacak, ayrıca oryantal dans gösterisi ve Anadolu`dan lezzetler de yer alacak.
Takı sergisine paralel olarak kurumu ve çalışmalarını tanımak üzere Avrupa Akademisi`nin organizasyonuyla 26 ayrı ülkeden 57 yabancı ögrenci Schleswig-Holstein Türk Toplumu`nu ziyaret edecekler.
Her iki etkinlik ilgi duyanlara, toplumsal yaşama aktif olarak katılmak isteyenlere açıktır ve giriş ücretsizdir.
15.06.2009
Schleswig Holstein Türk Toplumuna üye olan derneklerle Tgsh yönetim kurulu üyelerinin katıldığı kahvaltı, 12 Temmuz Pazar günü Kiel’deki dernek binasında yapıldı. Kahvaltıya tüm üye derneklerden temsilciler katıldı. Gerçekleştirilen bu kahvaltıda üye derneklerin yöneticileriyle Schleswig Holstein Türk Toplumu yönetim kuruluna seçilen üyeler, birbirlerini yakından tanıma fırsatı buldular. Samimi bir ortamda gerçekleşen kahvaltıda neşeli sohbetler gerçekleştirildi.
Kahvaltının ardında yapılan değerlendirme toplantısında bu zamana kadar yapılan çalışmalar değerlendirildi ve dernek tarafından yapılan çalışmalar hakkında üye derneklere bilgi verildi. Yapılan toplantıda aşağıdaki konular hakkında fikir alış verişinde bulunuldu.
* Dernekler olarak yaz dönemi sonrası ne gibi faaliyetler yapabiliriz?
* Eğitim kampanyası için elde olan imkanları nasıl kullanabiliriz?
* Türkiyeden gelen öğretmenlerin verdikleri Türkçe derslerinin durumu.
* Anadil konusundaki istemlerimizin güncelleştirilmesi.
* Derneklerimizin mali durumlarının düzeltilmesine yönelik neler yapılabilir.
Çok verimli geçen toplantı, birlikte çalışma arzusu ve iyi dilek temennileriyle son buldu.
14.06.2009
Kültürümüzün vazgeçilmez ögesi anadilimiz Türkçe’nin öğrenimiyle ilgili Avrupa Birliği ülkelerindeki uygulamaları ve bu konuda neler yapılması gerektiğini anlatan Doğan Günay,şunları söyledi:
Bu tür toplantılarda genelde Türkçenin yozlaştığından, başka dillerin etkisinde kaldığından, dilimize giren yabancı sözcüklerin çokluğundan söz edilir. Dilimizdeki biçimbirim, sözcükbirim, sözdizim ya da anlamsal alandaki değişmelerden, isterseniz bozulma da diyebilirsiniz, söz etmek neredeyse gelenekselleşmiştir. Herkes, günlük yaşamda karşılaştığı farklı türden yanlışlıkları bir araya getirip, dilimizin ne denli bozulduğunu ayrıntılı olarak ortaya koyar.
Ancak önemli olan kişilerin konuşurken kullandıkları yabancı kelimelerden çok dilin kendi yapısının bozulup boyulmadığına dikkat etmek gerektiğini belirtti.
Daha sonra Prof.Dr. Doğan konuşmasında “Türkçe’nin anadil olarak dünya üzerinde en fazla konuşulan on dilden biri olduğunu, bunun yanında yapısı ve işleyişi bakımından çok düzgün ve ünlğler bakımından en zengin dünya dillerinden biri” olduğunu söyledi.
Türkçenin hak ettiği değeri kazanması için yapılması gereken önerilerini şöyle sıraladı:
1. “Nasıl İspanyol, İtalyan, İngiliz ya da Fransız dilleri dünyanın her yanında ilgili ülkelerce öğretilmeye çalışılıyorsa, bunun için ilgili ülkeler eline geçen fırsatları değerlendirip her yerde kültür merkezleri (Amerikan, İngiliz, İtalyan, Arap, Rus, Fransız vb.) ya da enstitüler (Goethe, Cervantes) açıyorsa, Türkçe için de Türkiye aynı yolu izlemek zorundadır.”
2. “Yukarıdaki Türk kültür merkezlerine ya da dünyanın başka yerlerinde okutulacak Türkçe dersleri için Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi bölümleri bir an önce açılmalıdır.”
3. “Türk dili ve kültürünü yurt dışında tanıtma konusunda, başka ülkelere Türkçe eğitim veren üniversitelerin de açılması düşünülmelidir. Türk Üniversitelerinden kendisine güvenen, yeterli alt yapısı olan Avrupa’nın değişik ülkelerinde (Almanya, Arnavutluk, Fransa, İngiltere) kampüsler açmalıdır.”
4. “Türk kültürünün önemli kaynaklarını kütüphanelerde hapsetmeyi ya da önemli bir mimari yapının kapısına kilit vurarak korumayı sonlandırmak gerekiyor. Günümüzde çocuklar üzerinde karşı konulamaz bir etkisi olan çizgi filmler konusunda Türk kültüründen yararlanmak doğru olur. Daha iyileri Türk söylencelerinden, Dede Korkut anlatılarından, Nasrettin Hoca fıkralarından, Keloğlan masallarından, Türk destanlarından yapılabilir.”
5. “Kendi ülkelerinde okunurluk oranı yüksek olan yazar ve gazetecilerin kısa ve uzun süreli ülkemize davet edilmesi de hem dilimiz hem de kültürümüz için önemli bir etkinliktir. Kültür bakanlığı Avrupa’da ve belki dünyanın değişik ülkelerinde tanınmış yazarları, şairleri, eleştirmenleri, gazete yazarlarını ve turizm konusunda kendi toplumuna yön verebilen yazanları ülkemizde ağırlamalıdır. Bu konaklama belki bir yıl sürmelidir. Gelen kişiye her türlü temel olanaklar sağlanmalıdır.”
Yoğun ilgiyle takip edilen konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Türkçeyi var olduğu durumda, sığ bir alanda korumaya çalışmak yerine; zenginleştirerek, konuşma alanını genişleterek, hiç Türkçe bilmeyenlere de Türkçe öğreterek korumak daha doğru bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Bir anlamda dilimizi dünya gündemine taşıyarak, varolan ya da olabilecek sorunlara birlikte çözüm getirmek daha sağlıklı görünmektedir. Türkçe’nin zenginleştirilmesi de; bilimden sanata, felsefeden uygulayıma (teknolojiye) kadar her alanda Türkçe’yi kullanmaktan geçer.”
02.06.2009
Kiel- 27 Mayıs 2009 Schleswig-Holstein Eyalet Parlamentosunda “Göçmenler ve Meslek eğitimi/meslek içi eğitim” hakkında bir panel düzenlendi.
Katılan kurumlar arasında Kiel Ticaret Odası (IHK zu Kiel), Arbeiterwohlfahrt (AWO), Deutsche Angestellten Akademie (DAA), Jobcenter Kiel, Bundesamt für Migranten und Flüchtlinge (BAMF) ve Schleswig-Holstein Türk Toplumu yer aldı. Panelde bir konuşma yapan Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca: “Gençlerimizin meslekdeki başarıları ailelerin desteğine bağlı. Dil başarının anahtarıdır ve dil eğitimi coçukluk döneminde başlamalıdır. Eğer meslek eğitimi ve meslek içi eğitim yapılmazsa, iş bulabilmek bir sorun, işte kalabilmek ayrı bir sorun” dedi. Oturum bu konuda sorun ve çözüm tartışmalarıyla noktalandı.
01.06.2009
7 Haziran Pazar günü Avrupa Perlemontosu seçimleri yapılacaktır.
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik süreci içinde bulunması , Türk toplumunun Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini desteklemesi, göçmenlerin Avrupadaki geleceği, güçlü bir Avrupa Birliği’nin dünya ekonomisine ve demokratik gelişime de katkısı nedeniyle Avrupa Perlemontosu seçimlerinin öneminini vurgulayan Dr. Cebel Küçükkaraca, oy kullanma hakkı olan tüm Türk kökenli Alman vatandaşlarını Pazar günü sandık başına gitmeye çağırıyor.
Demokratik hakların kullanılması aynı zamanda bir vatandaşlık görevi olup bu demokratik katılım, birlikte yaşama, kültürlerarası uzlaşı ve diyalog; insan haklarını korumada, ırkçılık ve ayrımcılığa karşı mücadelede en etkili yöntemlerden birisidir.