Schleswig- Holstein Türk Toplumu „AZAV“ Sertifikası Almayı Hak Etti

Schleswig- Holstein Türk Toplumu „AZAV“ Sertifikası Almayı Hak Etti

Schleswig-Holstein Türk Toplumu, yaptığı sıkı çalışma ile tüm şartları tamamlayarak ZERTPUNKT GmbH tarafından onaylanan kurumsal yeterlilik zertifikasını almaya hak kazandı.

18 Aralık 2013 tarihinde hak edilen zertifika ile Schleswig-Holstein Türk Toplumu kanun koyucunun mesleki uyum ve eğitim konularında çalışma yapacaklara ön şart olarak sunduğu istihdamı teşvik yetki ve yeterlilik belgesine sahip oldu. 1 Nisan 2012 tarihinden itibaren Iş ve Işçi Bulma Kurumu‘yla çalışan her bir eğitim kuruluşuna istihdamı teşvik yetki ve yeterlilik belgesi alma zorunluluğu getirildi.

Bu yetki ve yeterlilik belgesi ile Schleswig-Holstein Türk Toplumu olarak göçmenlerin işsizlikle mücadelesine daha güçlü katkıda bulunurken onları mesleki uyum konusunda da teşvik etmek istiyoruz. Çünkü, önceden olduğu gibi, göçmen kökenliler çoğunluğa göre işsizlikten daha fazla etkilenmektedirler.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca bu tanınma ile ilgili olarak şunları söyledi: „Yıllardır Schleswig-Holstein Türk Toplumu Göçmenlerin mesleki uyumu konusunda profesyonel çalışma yapan bir erişim noktası olarak bilinmektedir. Bu sertifika ile iş piyasasında daha başarılı ve sürdürülebilir başarı kazanmanın ön koşulu aşılmış oldu. Bu; Schleswig Holstein Türk Toplumu hem çalışmalarının kalitesini kontrol, hem de daha iyisini yapmaya gayret ediyor demektir.“

Hatay’lı Işveren Kadınlar Grubu Türk Toplumu’nda

Hatay’lı Işveren Kadınlar Grubu Türk Toplumu’nda

Hatay ile Kiel kentlerinin kardeş şehir olmalarının ardından karşılıklı ilişkiler daha da güçlendi. Karşılıklı olarak resmi ve sivil toplum kuruluşları ziyaretler gerçekleştirdiler. Bu kapsamda Hataylı Iş Kadınları bir takım görüşmelerde bulunmak üzere Kiel’e geldiler.

Eyaletimizde bulunan sivil toplum kuruluşlarıyla da görüşen grup 10 Aralık 2013 günü Schleswig-Holstein Türk Toplumunu da ziyaret etti. Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca tarafından ağırlanan gruba derneksel faaliyetler, kültürel faaliyetler konusunda bilgiler verildi. Ziyarette yönetim kurulu üyelerinin yanısıra Kiel’de bulunan diğer Türk derneklerinin temsilcileri de yer aldı.

Karşlıklı fikir alışverişinin ardından toplantı sona erdi.

Hamburg Başkonsolosu Fatih Ak Schleswig-Holstein Türk Toplumu’nu ziyaret etti.

Hamburg Başkonsolosu Fatih Ak Schleswig-Holstein Türk Toplumu’nu ziyaret etti.

Hamburg Başkonsolosluğu’na atandıktan sonra Schleswig-Holstein Türk Toplumu’na ilk ziyaretini 12 Aralık 2013 tarihinde gerçekleştiren Başkonsolos Fatih Ak, başkan Dr. Cebel Küçükkaraca tarafından karşılandı. Ziyarete Konsolos Berati Alver de katıldı.

Tanışma toplantısında Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca tarafından sürdürülen derneksel ve kültürel çalışmalar hakkında bilgiler verildi. Dernek çalışanları ise kendilerini ve çalışmalarını tanıttılar.
Başkonsolos Fatih Ak ise Schleswig-Holstein Türk Toplumunun kendileri için çok iyi bir çalışma ortağı olduğunu belirtti.

Gündemle ilgili olarak ise vatandaşlık konusunda koalisyon görüşmelerinde yaşanan gelişmelerden duyulan hayal kırıklığını, Türkçe dersleri konusunda yaşanan sorunları dile getirirken aşırı sağcı ırkçı grupların işlediği cinayetlerin Alman toplumuna duyulan güveni sarstığını sözlerine ekledi.

Samimi bir ortamda geçen tanışma toplantısı iyi dilek temennileriyle sona erdi.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu Koalisyon Anlaşmasını Eleştirdi

Almanya’da genel seçimlerin ardından CDU, CSU ve SPD partileri arasında iki aydır devam eden yoğun görüşmelerin ardından 27 Kasım 2013 tarihinde koalisyon antlaşması imzalandı. Uyum politikalarını içeriği zaten geniş halk kitleleri tarafında tartışılmaktaydı. Buna rağmen SPD’nin seçimlerden önce vaad ettiği vatandaşlık kanunundaki düzenlemeler yerine getirilmemiştir.
Seçme modeli de belli bir kesim için kaldırılmıştır. Zaten bunlar da çifte vatandaşlıkları güvence altında olan Alman vatandaşlarıdır. Bu anlaşma, burada uzun yıllardan beri yaşayan çok sayıda insana ise hiç bir şey getirmemiştir.

Schleswig- Holstein Türk Toplumu, ortaya çıkan sonuçtan dolayı hayal kırıklığına uğradı. Konuyla ilgili olarak Başkan Dr. Cebel Küçükkaraca şunları söyledi: „Bu anlaşma, Almanya’nın dünyadaki başarısında payı olan, vergisini tam ödeyen ve dürüst vatandaşlarda kendilerinin Almanya’ya olan sadakatlerine şüpheyle bakıldığı hissi doğurmuştur. Avrupa Birliği ve bazı üçüncü dünya ülkeleri vatandaşlarının çifte vatandaşlık haklarına sahip olmaları ise sonucu daha da şaşırtıcı hale getirmektedir.“ Açıkça söylemek gerekirse, Almanyadaki göçmenlerin çoğunluğu için bu büyük koalisyon ne yasal bir zorunluluk, ne de bir Almanya gerçeği anlamı taşımaktadır.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca, bir başka noktaya da dikkat çekti: „Yeni getirilen kurallardan en çok yaşlı göçmenler etkilenirken, onların seçme hakkına sahip çocukları, torunları ve çevresindeki insanların olaya seyirci kalmayacağı unutulmamalıdır. Bu anlaşmayla onların yaşadıkları ülkeye olan bağlılıkları bozulmak istenmektedir. Almanya‘nın kültürel zenginliğinin tanınmasının açık işareti olacak bu şans, kullanılamamıştır.“

Özellikle, yeni düzenlemenin uygulamasıyla ilgili en enteresan soru; 23 yaşında zorla vatandaşlığı elinden alınmış göçmenlerin durumu ne olacak ve ayrıca burada doğmuş daha yaşlı insanlar için neler yapılacak. Tekrar Alman vatandaşlığına kabul edilecekler mi? Uğranılan mağduriyetler giderilecek mi? Bu sorular önceden olduğu gibi cevapsız kalacak ve yeni müzakereler gerektirecektir.

Mölln Faciasının 21. Yılı

21 yıl önce Mölln’de aşırı sağcı teröristler, üç Türk’ü vahşice yakarak öldürdüler. Üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen bu elim olay hala ilk günkü tazeliğini korumakta.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca bu üzücü olayla ilgili olarak : „Bir yanda insanların ırkçı saldırılarla vahşice öldürülmesine çok sayıda vatandaş tepki gösterirken; diğer yanda da son dönemde ortaya çıkan aşırı sağcı ırkçı cinayetler, „Dönerci Cinayatleri“ adı verilerek küçümsendi. Bu tür aşalayıcı isimlerin kullanılması, sadece mağdurların ailelerinin onurunu yaralamakla kalmadı; yetkililerin olayın ciddiyertinden ne kadar uzak olduğunu da ortaya koydu. Bu durum, konunun kamuoyunda daha geniş olarak tartışılması gerektiğini gösterdi. Irkçılık demokratik devletlerin kabul edebileceği politik bir düşünce değil, insanlık dışı bir felsefenin ifadesidir. Yakın geçmişte yaşanan çok sayıda olumlu gelişmenin yanında ne yazık ki, bir o kadar da olumsuz neticeler görülmektedir. Bizler yine de çok sayıda insanın demokratik ve özgür bir Almanya için kendini sorumlu hissetmesinden mutluluk duyarken daha fazla insanın günlük hayatta yaşanan dışlanma olaylarına seyirci kalmamasını gereken tepkileri göstermelerini bekliyoruz.