Cumhuriyet  Bayramı Kutlandı

Cumhuriyet Bayramı Kutlandı

Cumhuriyetin ilanının 93. yıl dönümü münasebetiyle Kiel Dernekler Birliğince organize edilen kutlama töreni Schleswig-Holstein Türk Toplumu merkez bürosunda gerçekleştirildi. Programa Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca, Kiel Türk Veliler Birliği Başkanı Necla Yılmaz Yiğit, Kiel Türk Ocağı Başkanı Yakup Yavuz, DİTİB Ulu Camii Başkanı Bekir Yalım, İnter Türk Spor Kulübü Başkanı İsmail Hakkı Aşık, dernek temsilcileri, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programın açış konuşmasını Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca yaptı. Küçükkaraca konuşmasında Kurtuluş Savaşı’ndan Cumhuriyete uzanan süreci dile getirerek: “Kadını, erkeği, yaşlısı, genciyle gösterilen büyük fedakarlıklar sonucunda kazanılan Kurtuluş Savaşı’nın ardından ulaştığımız Cumhuriyet, uygarlığın birlikteliğin ve demokrasinin esasıdır.

Cumhuriyet; hakın egemenliğini esas alan ve bunun dışındaki tüm egemenlikleri reddeden yönetim şeklidir. Cumhuriyet; esarete, sömürüye, mandaya, hegomanyaya boyun eğmeyen halkın kazandığı değerin adıdır.” dedi.

Küçükkaraca konuşmasını söyle sürdürdü: “Cumhuriyet rejimi; bütün vatandaşları yasa önünde eşit sayması, onlar arasında kimseye ayrıcalık tanımaması, onların devlet yönetimine eşit olarak katılımını sağlaması, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini devlet teminatı altına alması yönüyle milli birlik ve beraberliğimiz açısından birleştirici ve pekiştirici olmuş; milli sınırlarımız içinde hiçbir ayrım yapmaksızın bütün vatandaşlarımızın paylaştığı, yararlandığı, bu nedenle korumaya ve yaşatmaya kararlı olduğu bir yönetim haline gelmiştir. Cumhuriyetimizin en büyük başarılarından birisi de milli mücadelede erkeklerle omuz omuza çalışan kadınlara verdiği haklardır. Kadın sosyal yaşamdan eğitime, seçme ve seçilme hakkına kadar toplumda hak ettiği yeri Cumhuriyetle kazanmıştır.

Gençlerimiz ve gelecek kuşaklar bilmelidir ki, Cumhuriyet yönetimi, Atatürk’ün önderliğinde bir ölüm kalım mücadelesinden sonra bedelı ağır bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Bu büyük başarının arkasında binlerce şehidin, binlerce gazinin emeği vardır. Bu bakımdan, kurulan bu büyük eserin her yönü ile gelişmesi, geliştirilmesi, doğabilecek her türlü tehlikeden titizlikle korunması, milli bir görevdir. Şüphesiz ki cumhuriyet kuşakları, bu görevin bilinci içinde kendilerine bırakılan emaneti sürekli koruyacaklar, Türkiye Cumhuriyeti’ni Büyük Önder’in çizdiği yolda sonsuza dek yaşatacaklardır.

Yalnız son yıllarda daha da yoğunlaşan ve çok garip bir hal alan dayatmaları, Cumhuriyetin kuruluş felfesine karşı çıkmak, Resmi tarihi inkar etmek, tarihi kendilerine göre yeniden yazmağa kalkmak, temsil ettiklerinı söyledikleri bir ulusun varlığına, bilinçli ve bilinçsiz çomak sokmayı aldatmayı anlamak mümkün değildir.”

Dr. Cebel Küçükkaraca:”Cumhuriyet Türkiye’sinin varlığı, büyük özveri ile kazanılan bağımsızlığımızın bir ürünüdür. Anadolu insanı tarihinde ilk defa cumhuriyetle toplumsal kimliğini kazanmış ve çağdaş birer birey olabilme yoluna girmiştir. Yani bireysel özgürlüklüğüne cumhuriyetle ulaşmıştır.

Türkiye‘nin içinde ve dışında bazı güçler, her ne kadar çeşitli metodlarla bu tarihi geçmişi yok saymağa gayret etseler de çalışsalar da, cumhuriyetin kazanımları ile yaşadığımız süreçin, geri dönüşü yoktur. Türkiye‘de yaşanan tüm olumsuzluklar elbet birgün son bulacaktır. Ama bu dönemin kısalması tüm çağdaş güçlerin birleşmesi ve cumhuriyetin tüm ilkelerinin doğru anlaşılması ile olacaktır. Türk kadını Cumhuriyetin kuruluşunda temeli olmuş, gelişmesinde harcı olmuşsa, yükselişinde onun demiri ve afetlere karşı da kurtarıcısı olacaktır.“ diyerek konuşmasını tamamladı.

Daha sonra kürsüye gelerek günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapan öğretmen Mürtaza Gül: „19 Mayıs 1919’da Ulu Önderimiz M. Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak büyük fedakarlıklarla başlattığı milli mücadele Türk milletinin inanç ve azmiyle başarıyla sonuçlanmış 29 Ekim 1923 tarihinde de cumhuriyetin ilanıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur.
Atatürk’ün ‘Türk Milletinin karakterine ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir.’ diyerek ilan ettiği Cumhuriyet, Türk Milletine bırakılmış en büyük miras ve vazgeçilmez bir değerdir.“ dedi.

Ardından öğrenciler Cumhuriyet Bayramı ile ilgili hazırladıkları şiirleri okudular. Cumhuriyetle ilgili video gösteriminin ardından ise program sona erdi.

VinetaPlatz’ta Aşure Günü

VinetaPlatz’ta Aşure Günü

Schleswig- Holstein Türk Toplumu ve Kiel Alevi Toplumu Aşure Günü dolayısıyla bu yıl Gaarden Vinetaplatz’ta düzenlen etkinlikle Aşure dağıttılar.

Etkinliğe çeşitli derneklerin başkanları ve yöneticileri, kurum temsilcileri, işverenler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Programın açılış konuşması Kiel Alevi Toplumu Başkanı Hasan Yeşilbaş tarafından yapıldı. Yeşilbaş konuşmasında tüm ayrımcılık ve dışlamaları redderek birlik ve beraberlik vurgusu yaptı.

Daha sonra kürsüye gelen Schleswig- Holstein Türk Toplumu başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca şunları söyledi:
“Muharrem ayı nedeniyle geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız, dayanışma içinde bir çok insanımız oruçlarını tuttular. Tüm oruç ve dini ibadetlerin sessiz, gösterissiz, saygı, olgunluk ve aynı zamanda kamil insan olma anlayışla icra edilmesi ne kadar güzel. Herkese nasip olsun !

Aşure, paylaşmanın, dayanışmanın, birlikteliğin ve barışın simgesidir. Aşure gününün manevi berraklığı üzerine 10 Ekim 680 tarihinde Kerbela katliamı gibi karanlık bir olay da düşmüştür. Imam Hüseyin ve beraberindeki 72 müslüman Muharrem ayının onuncu gününde Kerbela’da Yezid’in emriyle günlerce aç ve susuz bırakıldıktan sonra şehit edilmişlerdir..
İmam Hüseyin ”Zalimin zulmüne karşı çıkmamak, mazluma yapılacak en büyük kötülüktür. Ben zalimlerle birlikte varlık içinde yaşamayı alçaklık sayarım. Zalime karşı gelerek bulacağım ölümü ise yücelik sayarım…”. İmam Hüseyin´in bu dik ve onurlu duruşu ve bu acı olayın Oniki İmamlarla bütünleştirilmesi özellikle Aleviler için bir direniş abidesi olmuştur.”

Küçükkaraca konuşmasını şöyle sürdürdü: “ Hoşgörünün, saygının, sevginin ve insanlık değerlerinin sembolü olan aşure bir yiyecek olmaktan öte insani bir tattır.
Ortadoğu’nun kan gölüne dönüp insanların acımazsız bir şekilde katledilip, yerlerinden ve yurtlarından uzaklaştırıldığı bu günlerde, dayanışma ve barış için mücadele etmek başlıca görevimiz olmalıdır.

Gerek Almanya’da, gerekse Türkiye’de Alevilerin kendi kültürel kimliklerini yaşayabilmelerinin önündeki engellerin kalkması, demokratik istemlerinin karşılanması S-H Türk Toplumunun da temel yaklaşımıdır. S-H Türk Toplumu farklılığın bir zenginlik olduğundan hareketle, toplumumuzun tüm renklerinin barış ve saygı içinde birarada yaşamasının önemine burada bir defa daha dikkat çekmektedir.”

Dr. Cebel Küçükkaraca konuşmasını “Nerede Akarsu olursa orada yeşillik, hayat, nerede kardeşlik, sevgi ve saygı olursa orada merhamet olur. Bu da barışın kapısını açar. Uzlaşma ve birlikteliğe daha çok ihtiyaç duyduğumuz dünyada; ayrıştıran değil birleştiren, kavga ve nefreti körükleyen değil sevgi ve barışı geliştiren, farklılığı zenginlik gören, hoşgörü kültürünün sözde değil özde artmasını isteyen anlayışların egemen olması en büyük arzumuzdur.” diyerek tamamladı.
Daha sonra Dede Erdoğan Aslan tarafından yapılan duanın ardından aşurenin dağıtımına geçildi.

Kurban Bayramınız Kutlu Olsun

Kurban Bayramınız Kutlu Olsun

Paylaşma, yardımlaşma, dayanışma, sevgi ve muhabbet duygularına kapı açan, „bütün insanlar özgürlük, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar“ ilkesinin gerçekleşeceği umutlarının alevlendiği bayramlarımızdan birine daha beraberce ulaşmanın sevincini yaşıyoruz.

Barış ve huzurun hakim olduğu, savaş, terör ve şiddetin bulunmadığı; yoksulluk, kırgınlık ve dargınlıkların ortadan kalktığı bir dünya özlem ve dileğiyle Schleswig-Holstein Türk Toplumu Yönetim Kurulu ve çalışanları adına hepinizin Kurban Bayramını tebrik ederiz.

Bayramlaşma Töreninde Birlik Vurgusu Yapıldı

Bayramlaşma Töreninde Birlik Vurgusu Yapıldı

Ramazan Bayramı dolayısıyla Schleswig-Holstein Türk Toplumu merkez bürosunda bir kutlama programı düzenlendi. Merkez büroda bir araya gelen yönetim kurulu üyeleri, dernek çalışanları, üyeler ve misafirler bayramlaştılar.

Burada bir konuşma yapan başkan Dr.Cebel Küçükkaraca, herkesin bayramını kutlayarak duygularını şöyle dile getirdi. „Ramazan ayının sonunda bayrama ulaşmanın manevi havasını, sevinç, huzur ve mutluluğunu son günlerde meydana gelen olaylar nedeniyle burukluk içinde yaşıyoruz. Maalesef dünyanın değişik bölgelerinde, son günlerde üstelik mübarek Ramazan ayı içinde müslüman ülkelerde masum insanları, çocuk, kadın, yaşlı demeden hedef alan acımasız terör olayları insan onurunu zedelemekte, yüreğimizi dağlamaktadır. Çoğunlukla, ırk, mezhep, inanç ve din adına yapılan bu eylemlere de sessiz kalmak mümkün değildir. Son dönemde Pakistan´da, Irak´ta Suudi Arabistanda bir kaç gün önce de İstanbul’da yaşanan saldırılar hepimizde derin üzüntüye yol açtı.
Ancak dünya genelinde yaşanan olaylar, insanların birlikte hareket etmeye ve birlik olmaya daha fazla ihtiyaç duyduklarını göstermektedir. Bizler burada rahatça yaşamımızı sürdürüyoruz.. Birlikteliğimizi bozacak, bizleri ayrıştıracak olaylara izin vermemek için daha fazla birbirimize sarılmak zorundayız.“

Küçükkaraca konuşmasını „Bu özel günün birlik ve beraberliğimize, şiddet ve savaşların olmadığı bir dünyaya vesile olmasını diliyor ve tüm insanlığa hoşgörü, sevgi, huzur ve barış getirmesi arzusuyla hepinizin Ramazan Bayramını tebrik ediyorum.“ diyerek tamamladı.

Bayramlaşma törenine katılan misafirler, çay ve baklava ikramı eşliğinde karşılıklı sohbet ederek güzel bir akşam geçirdiler.

23. Yılında Sivas’ta katledilenleri anıyoruz.

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta aydınlara, çağdaşlara yönelen bu saldırı aslında demokratik, çağdaş ve liberal düşünceyi, farklı inanç ve görüşteki insanların birlikte yaşama isteğini hedef almış ve insanları ötekileştirmek amaçı ile yapılmıştır. Madımak Oteli’nde tutuşturulan ateş yüreklerimizi dağlamağa devam ediyor. Sivas’ta bir otelin içinde yakılarak bu insaların katledilmeleri önümüzde bir utanç abidesi gibi durmaktadır.

Bizler Almanya’da yaşayanlar olarak Möln ve Solingen’de benzer yangınların sebeb olduğu Katliamın acısını çok derin yaşadık. Irkçı faşist güçler, evleri yakarak insanları acımasızca katlettiler. Burada hep beraber tepki gösterdik ve göstereceğiz. Aynı duyarlılığın Sivas olaylarına da gösterilmesi arzumuzdur.

Tahrikçilerinin, sebeb olanların yakalanmaması, olayın tam olarak aydınlatılamaması vicdanları yaralamaya devam etmektedir. ‘ Insanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımının olamayacağı“ bilinciyle katliamın sorumlularının ortaya çıkarılmasını bekliyoruz. Bunu görmezlikten gelmek mümkün değildir.

Kavga ve nefreti körükleyen ve ayrımcılığı destekleyen değil sevgi ve barışı geliştiren; farklılıkları zenginlik gören,karanlığı değil ısığı yol bilen, söylemlerden çok hoşgörü kültürünü geliştiren bireysel ve kurumsal eylemlerin artmasını diliyor; 23 yıl önce Sivas‘ta katledilen aydınlarımızı saygı ve rahmetle anıyoruz.