Federal İçişleri ve Ülke bakanı Horst Seehofer´in „Islam Dini Almanya‘ya ait değildir“ ifadesi üzerine yapılan basın bildirisi

Federal İçişleri ve Ülke bakanı Horst Seehofer görevine başlar başlamaz, yaptığı talihsiz bir açıklama ile eski bir konuyu tekrar gündeme getirdi.

„Islam Dini Almanya‘ya ait değildir“ açıklaması ile, Alman Anayasası‘nın burada yaşayan insanlara vaat ettiği geniş özgürlüğü, müslüman insanlar için kasıtlı olarak göz ardı etti.

Burada yaşayan tüm insanların Ülke Bakanı olarak, burayı vatan ve yurt seçmiş olanların kendilerini vatanlarında hissetmeleri için mücadele etmek onun görev ve sorumluluğudur. Içişleri bakanı olarak da hergün bir caminin yakıldığı dönemde, yangına körükle gitmek yerine, ülkemizdeki huzur ve güvenliğin yeniden inşası için mücadele etmelidir.

Konu ile ilgili olarak açıklamada bulanan Schleswig-Holstein Türk Toplumu eyalet Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca, „Seehofer ülkedeki müslümanların zor yaşam koşulları ile yakından ilgilenmelidir. Güçlü bir birliktelik duygusu olmadan, dışlanma ve ayrımcılık, uzun vadede aşırı tepkiden başka bir şey bilmeyen gruplara katılım riskini artırır.“

Yeni seçilen İçişleri bakanının görev süresinin başında böyle bir açıklama ile ortaya koydugu izlenim, CDU/CSU´nun sağcı profilini güçlendirmek istediğini gösteriyor. Öte yandan başbakan Merkel‘in İçişleri bakanına karşı yaptığı islam´ın artık Almanya‘ya ait olduğunu beyan eden açıklaması ise memnuniyet vericidir.

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun

Atatürk’ün Millet Mekteplerini açarak başöğretmen olarak kabul edildiği tarih olan 24 Kasım, 1981 yılından beri Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.

Tarihin en eski mesleklerinden olan öğretmenlik, kutsal bir görevdir. Halkın etik ve kültürel yönden sağlam, uygarlık açısından gelişmiş olması, öğretmenlerin olağanüstü çalışmalarıyla gerçekleşir. Bir ulusun tüm kurum ve kuruluşlarıyla kalkınması, fertlerinin iyi bir eğitim görmesiyle doğru orantılıdır. Bu önemli ve özel görevi de öğretmenler gerçekleştirirler.

Bilgi çağını yaşadığımız günümüzde sorgulayan, araştıran, düşünen ve özgürce hareket edip fikirlerini rahatça söyleyen bireyler yetiştirmeyi amaç edinmiş öğretmenlere fazlasıyla ihtiyacımız var.

Öğretmenler güneş gibidir. Onlar çevrelerini aydınlatırlarken cehalet karanlığı, bağnazlık ve yobazlıkla da mücadele ederler. Yetişmelerinde görev aldıkları bireyin; ilim, irfan ve teknolojiyi özümseyerek iyi bir insan ve iyi bir vatandaş olmaları için hiç bir fedakarlıktan kaçınmayan öğretmenler, toplumu geleceğini bir heykeltraş maharetiyle elleriyle şekillendirirler. „Ulusları kurtaracak olanlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir.“ diyen Ulu Önderin çizdiği yolda, „Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller“ yetiştirmek için gecesini gündüzüne katarak çalışmaya devam ederler.

Böylesi önemli görevi gerçekleştiren öğretmenlerimize hak ettikleri saygı, sevgi ve değeri göstermek; insani olduğu kadar vicdani bir sorumluluktur.

Tüm zorluk ve yokluklar içinde dünyanın dört bir bucağında fedakarca sürdürdükleri çalışmalar ve yetişmemize katkılarından dolayı her daim sevgi, saygı ve hürmete layık olan öğretmenlerimize minnet ve teşekkürlerimizi sunuyor, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutluyoruz.

Almanya Parlamento Seçimlerine Katılım Çağrısı: Oylarımızla demokrasiyi güçlendirelim.

Seçim hakkı, insanlık hakkıdır!

24 Eylül 2017 Pazar günü yapılacak genel seçimler, Almanya Federal Meclisini yeniden şekillendirecektir. Bu şeçimlerde yalnız Alman vatandaşı olanlar oy kullanma hakkına sahiptirler. Seçmenler, Pazar günü saat 08.00 ila 17.00 arası, geçerli bir kimlikle bağlı bulundukları seçim sandıklarında oylarını kullanabilecekler.

Oy kullanma hakkı olan göçmen seçmenleri, sandık başına giderek oylarını kullanmaya çağırıyoruz. Seçimlere katılmamak, sadece aşırı sağcı partileri güçlendirecektir.
Göçmenlerin bir yandan aktif siyasete katılmaları, öte yandan seçme haklarını kullanarak demokrasinin güçlenmesine katkıda bulunmaları, yaşadıkları toplumda varlıklarının bir güç olarak görülebilmesi için önemli bir mesajdır.
İçinde yaşadığımız, çocuklarımızı yetiştirdiğimiz, vatan olarak gördüğümüz bu ülkede oylarınızı;
• eğitimde şans eşitliği için çaba sarfeden,
• demokratik katılımı ve herkesin eşit haklarla yaşamasını isteyen,
• ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı kesin tavır belirleyen,
• yoksulluğa karşı mücadele eden, sosyal adaleti savunan,
• Alman vatandaşlığına geçişi kolaylaştırmayı öngören,
• göçmenlere yerel seçimlerde oy kullanma hakkı verilmesini ,
programına alan partiler ve adaylardan yana kullanınız.

Bir kez daha, oy kullanma hakkı bulunan herkesi, Pazar günkü genel seçimlerde sandık başına giderek, demokrasimizi güçlendirmek için seçimlere katılmaya davet ediyoruz.
Seçimlerin büyük bir katılımla, barış ve huzur içinde geçmesi en içten dileğimizdir.

Almanya Türk Toplumu Genel Kurulu Yapıldı

10 -11 Haziran 2017 tarihlerinde Berlin‘de gerçekleştirilen Almanya Türk Toplumu’nun 11. Genel Kurulunda, Schleswig-Holstein Türk Toplumu‘ndan aşağıda adı geçen kişiler yönetim kuruluna seçildiler.

1. Dr. Cebel Küçükkaraca (Başakan Yardımcısı)
2. Fatma Demircan (Yönetim Kurulu Üyesi)
3. Yücel Yıldız (Yönetim Kurulu Üyesi)
4. Tufan Kıroğlu (Denetleme Kurulu)

Seçilen arkadaşlarımızı candan kutluyor başarılı bir çalışma dönemi geçirmelerini diliyoruz.

“Zengin Yaşam – Almanya’yı Birlikte Şekillendirelim” sloganı altında iki gün süren genel kurulda üst kültür net bir şekilde reddedilirken açık ve çeşitli toplum çağrısında bulunuldu.
Tüm tartışmaların temelini özgür demokratik düzen ve anayasa oluşturduğu gibi başarılı huzurlu bir toplum da eşitlik, tarafsızlık ve açıklıkla mümkün olacaktır.

Genel kurulda tanınmış politikacılar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin yanı sıra, Toplum hakları aktivisti Romani Rose, NSU mağdurlarının avukatlarından Dr. Mehmet Daimagüler ve Tuğçe Albayrak birer konuşma yaptılar.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu Yönetim Kurulu

07 Mayıs Eyalet Meclisi Seçimlerine Katılım Çağrısı

Değerli Vatandaşlar,
07 Mayıs Pazar günü Schleswig-Holstein eyaletinde özel bir seçim yapacağız.
Çünkü dünyada bu hakka sahip olmayan milyonlarca insan, yaşadıkları toplumu şekillendirmek için büyük hayaller kuruyorlar.
Schleswig-Holstein’da yaşayanlar da bu yüzden önümüzdeki Pazar günü sandık başına giderek eyaletimizin sahip olduğu yaşayan, zengin ve renkli demokrasi için karar verecekler.
Tabii ki herkesin, eyaletimiz için hiç de iyi olmayacak, seçimlere katılmama gibi bir hakkı ve özgürlüğü de vardır.
Seçimlerle ilgili olarak Schleswig-Holstein Türk Toplumu başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca şunları söyledi: „Seçimlere katılmak, herkesin istediği şekilde bir ülke oluşturmak için yerine getireceği bir hak değil, bir vatadandaşlık görevidir.“ Seçimler aynı zamanda demokratik katılımın en önemli göstergesidir.
Pazar günü yapılacak eyalet seçimlerinde herkesin bu hakkını kullanarak güçlü bir şekilde sesini duyurmasını bekliyoruz.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ‘NE VE ALMANYA FEDERAL CUMHURİYETİ‘NE AÇIK MEKTUP

Demokratik ilkeler gereğince, insanların ifade, fikir, basın ve toplantı özgürlükleri her yerde yasalarca teminat altına alınmalı ve geçerli olmalıdır. Bu prensip, kuşkusuz Türkiye’den hükümet yetkililerinin Almanya’da yapacakları toplantılar için de geçerlidir.

Fakat Türkiye’deki hükümet yetkililerinin birincil görevi, kendi partisinin seçmeni olsun olmasın, vatandaşlarının yaşadıkları ülkelerde mutlu ve uyumlu yaşamalarını sağlayacak şartları yaratacak çalışmalar yapmaktır.

Türkiye’deki iktidarın öncelikli görevi Türkiye’de demokrasi ve özgürlükleri teminat altına alarak bir hukuk devletine uygun hareket etmektir. Oysa anayasa referandumu çerçevesinde insanların vereceği “evet” veya “hayır” oylara göre seçim çalışmalarının olup olmayacağına karar veren, kişileri tercihlerine göre sıfatlandırarak “hayır” diyecek olanlara “terörist ve hain” yaftası vuran ve ona göre toplantı, yürüyüş ve ifade özgürlüğünü keyfince kısıtlayan hükümetin, başka ülkelere toplantı ve ifade hürriyeti çerçevesinde ağır eleştiriler yönetmesi trajikomik ve oldukça samimiyetsiz bir yaklaşımdır.

Diplomatik dil ve geleneği bir yana bırakarak agresif bir tutumla üç milyon insanımızın yaşadığı Almanya’ya saldırmak, sadece iki ülke arasında büyük önem arz eden ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkilere büyük darbe vurmakla kalmamakta, aynı zamanda burada yaşayan Türk toplumunun geleceğinin ateşe atılmasına sebep olmaktadır. Sert ve mesnetsiz bir dil kullanılarak iftira ve tehdit içerikli gerginlik politikalarının ceremesi burada yaşayan Türklere çıkarılmakta, sonuç olarak bu toplum büyük zorluklar içinde kendi kaderleri ile başbaşa bırakılmaktadırlar. Böylece yüz binlerce yurttaşımız okullarında, iş yerlerinde, sosyal ve kültürel ortamlarda bu yanlış politikanın bedelini ödemek zorunda bırakılmaktadır. Türk toplumunun, Almanya’da son 65 yılda gerçekleştirdiği siyasi, sosyokültürel ve ekonomik kazanımları zarar görmektedir. Türkiye’de yürütülmekte olan ayrıştırma politikası yetmezmiş gibi, ne yazık ki Almanya’da da insanlarımızı kendi aralarında birbirine düşüren, çoğunluk toplumu ile bizler arasında inşa edilmeye çalışılan karşılıklı hoşgörü ve barış ortamını zedeleyen bir seçim kampanyası yürütülmektedir. Hiçbir siyasetçi, bu köklü ilişkileri sarsmaya, Almanya’da yaşayan üç milyon insanın sırtından ve onların geleceğini riske etme pahasına iç kamuoyuna ve referandum oylamasına yönelik popülist politikalar üretmeye kalkışmamalıdır. Günü kurtarmak için, Almanya’da yaşayan bizlerin geleceği karartılmamalıdır.

Bu sebeple Almanya’daki Türk toplumunu, toplumsal ayrıştırmaya gitmeden demokratik değerler ortak paydasında birleşmeye ve tartışmaları olgunluk içerisinde yaparak, Almanya’daki ortak hedeflerimizi gözden çıkarmama konusunda özen göstermeye çağırıyoruz. Bütün bu kaygı veren gelişmelere rağmen, Alman hükümetinin provakasyona gelmemesini ve soğukkanlılıkla konuya yaklaşmasını talep ediyoruz. Alman vatandaşlarından ise, burada yaşayan Türk kökenlilere karşı ötekileştirici bir dilden ve toplumsal gruplar hakkında genelleştirici önyargılardan uzak durmalarını istiyoruz.

Almanya Türk Toplumu Yönetim Kurulu