Federal Şansölye Merkel vatandaşlara seslendi

Federal Şansölye Merkel vatandaşlara seslendi

Sevgili Vatandaşlar, Koronavirüsü şu anda ülkemizdeki hayatı dramatik bir şekilde değiştiriyor.

Normal olandan, toplumsal hayattan, sosyal beraberlikten anladıklarımız – bunların hepsi şimdiye kadar hiç olmadığı kadar sınanıyor.

Aranızdan milyonlarca kişi işe gidemiyor, çocuklarınız okula ya da yuvaya gidemiyor.

Tiyatrolar ve sinemalar ve dükkanlar kapalı. Ve belki de en zoru: başka zaman gayet doğal olan buluşmaları özlüyoruz.

Elbette böyle bir durumda her birimizin aklından bir sürü soru geçiyor ve ne olacak diye çok endişe duyuyoruz.

Bugün sizlere alışılmışın dışında bir şekilde hitap ediyorum. Çünkü sizlere Federal Şansölye olarak ben ve federal hükümetteki meslektaşlarım için bu durumda en başta neyin geldiğini söylemek istiyorum.

Açık bir demokrasinin bir gereğidir bu. Siyasi kararları şeffaf bir şekilde paylaşmak ve açıklamak. Davranışlarımızı mümkün olduğu kadar iyi bir şekilde gerekçelendirmek ve anlatmak.

Daha iyi anlaşılabilmesi için. Eğer gerçekten de SİZ vatandaşlarımızın hepsi bunu bizzat kendi göreviniz olarak benimserseniz, bu görevin üstesinden geleceğimize kesinlikle inanıyorum.

Bu nedenden ötürü şunu söylemek isterim: Durum ciddidir.

Siz de ciddiye alınız.

Almanya’nın birleşmesinden, hayır; İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ülkemizin birlik olup dayanışma göstermesinin bu derece önemli olduğu bir başka zorlu görev olmamıştı.

Size şu anda epidemi ile ilgili son durumu, federal hükümet ve devlet düzeyinde toplumumuzda herkesi korumak, ekonomik, sosyal ve kültürel zararı sınırlandırmak için ne yaptığımızı açıklamak istiyorum.

Ama bunun için neden size ihtiyacımız olduğunu da açıklamak istiyorum; ve her birimizin tek tek buna nasıl katkıda bulunabileceğini.

Epidemiye ilişkin – ve bununla ilgili sizlere ne söylüyorsam hepsi federal hükümetin Robert Koch Enstitüsü uzmanları, diğer bilim insanları ve virologlar ile olan sürekli görüşmelerinden kaynaklanıyor.

Dünya genelinde muazzam bir hızla araştırmalar sürüyor. Ama Koronavirüs’e karşı henüz ne bir terapi ne bir aşı var. Durum böyle olduğu sürece yapacak tek bir şey var; bu da tüm davranışlarımızın başında gelen düşüncedir: virüsün yayılmasını yavaşlatmak; süreci aylara yaymak ve bu şekilde zaman kazanmak.

Araştırmalar sonucunda bir ilaç ve aşı maddesi geliştirilebilsin diye. Ve en önemlisi, hastalananlara en iyi bakım hizmeti sağlanabilsin diye.

Almanya’nın mükemmel bir sağlık sistemi var. Belki de dünyanın en iyilerinden biridir.

Bu bize güven verir. Ama bizim de hastanelerimiz çok kısa bir sürede, ağır Korona enfeksiyonuna yakalanmış çok fazla hasta sevkedilirse zorlanır.

Sözkonusu olan, istatistiklerde geçen soyut rakamlar değil, bir baba ya da dede, bir anne ya da büyükanne, ya da partneriniz; sonuçta insandır. Ve biz, her bir hayatın ve insanın önemli olduğu bir toplumuz.

Bu vesile ile en başta doktor, hasta bakıcı ya da başka görevlerde olan, hastanelerimizde ve genel olarak sağlık alanında çalışan herkese seslenmek istiyorum.

Sizler bizim için bu mücadelede en ön sırada yer alıyorsunuz.

Siz hastaları ve enfeksiyonun seyrinin kimi zaman ne kadar ağır olduğunu ilk görensiniz.

Ver her gün yeniden işinizin başına geçiyorsunuz ve insanlar için varsınız.

Siz muazzam bir hizmet veriyorsunuz ve bunun için size içtenlikle teşekkür ediyorum.

Şimdi: Sözkonusu olan, virüsü Almanya’dan geçen yolunda yavaşlatmaktır.

Ve burada en kritik nokta şudur: Toplumsal hayatı mümkün olduğu kadar aza indirmemiz gerekiyor.

Elbette akıllı ve ölçülü davranarak. Çünkü devlet işleyişini sürdürecek. İhtiyaçlarımız elbette karşılanacak. Ve ekonomik faaliyetlerin mümkün olduğu kadar çok sürmesini istiyoruz.

Ama insana tehlike oluşturacak ne varsa, her bir insana olduğu gibi topluma da zarar verebilecek ne varsa bunu şimdi azaltmamız gerekiyor.

Birinin hastalığı diğerine bulaştırma riskini mümkün olduğunca sınırlamamız gerekiyor.

Zaten şimdiden kısıtlamaların ne kadar yoğun olduğunu biliyorum.

Etkinlikler yok, fuarlar yok, konserler yok ve şimdilik okul da yok, üniversite, yuva, oyun parkında oynamak yok.

Federal hükümet ve eyaletlerin kararlaştırdıkları bu kapatmaların hayatımıza ve bizzat demokrasi anlayışımıza ne kadar müdahale ettiğini biliyorum.

Federal Almanya’da şimdiye kadar hiç olmayan kısıtlamalar bunlar. Emin olunuz ki; benim gibi seyahat ve hareket özgürlüğü hakkı zorlu mücadele sonucunda elde edilmiş bir hak olan bir insan için

bu tür kısıtlamalar ancak mutlak gereksinim durumunda haklı görülebilirler.

Bu tür kısıtlamalar demokrasilerde hiçbir zaman hafife alınmamalı ve sadece geçici bir süre için kararlaştırılmalıdır.

Fakat bunlar şu anda hayat kurtarmak için olmazsa olmaz kısıtlamalardır.

Bu sebepten ötürü hafta başından itibaren sınırlarda sıkılaştırılmış kontroller ve en önemli bazı komşu ülkelere seyahat kısıtlamaları yürürlüğe girdi.

Ekonomide, büyük işletmelerde olduğu gibi küçükler için de, dükkanlar, restoranlar, serbest meslek sahipleri için şimdiden durum zor.

Gelecek haftalar daha da zor olacak.

Emin olunuz: Federal hükümet, ekonomik etkileri hafifletmek için elinden gelen herşeyi yapıyor.

– ve özellikle de işyerlerini korumak için.

İşletmelerimize ve çalışanlarımıza bu zorlu sınamadan geçerken yardım etmek için ne gerekiyorsa yapabiliriz ve yapacağız.

Ve herkes gıda tedarikinin her zaman için kesinlikle sağlanacağına güvenebilir.

Kimi zaman raflar boşalmış olsa bile dolacaklardır.

Marketlerde alışveriş yapan herkese şunu söylemek isterim: Belli bir süre için önceden toplu alışveriş yapmak anlamlıdır, bu hep böyle olmuştur. Ama ölçülü olmak şartıyla.

Sanki bir daha bir şey bulunamayacakmışcasına istiflemek sonuçta dayanışma ruhuna terstir.

Ve yine pek ender teşekkür edilen insanlara teşekkür etmeme izin veriniz.

Bu günlerde markette kasada oturanlar ya da rafları dolduranlar şu an için en zor işlerden birini görüyorlar.

Bizler için varolduğunuz ve hayatın devam etmesini sağladığınız için teşekkür ederim.

Şimdi bugün benim için en acil olan hususa gelmek istiyorum: Devletin aldığı tüm bu tedbirler

eğer virüsün fazlasıyla hızlı yayılmasına karşı en etkili yöntemimizi kullanmazsak boşa çıkardı: Kendimizi.

Nasıl virüse yakalanma konusunda birbirimizden hiçbir farkımız yoksa, her birimiz hep birlikte birbirimize yardım etmek zorundayız.

En başta gündemi ciddiye alarak.

Panik yapmadan, ama tek bir saniye bile benim ne önemim var ki diye düşünmeden.

Her birimiz vazgeçilmeziz. Her birimiz önemliyiz ve var gücümüzle mücadele etmeliyiz.

Bir epideminin bize gösterdiği şudur: hepimizin ne kadar yaralanabilir olduğu; diğerlerinin dikkatli davranmasına ne kadar muhtaç olduğumuz ve aynı zamanda; birlikte hareket ederek birbirimizi nasıl koruyabileceğimiz ve güçlendirebileceğimiz.

Her birimiz önemliyiz.

Virüsün yayılmasını edilgen bir şekilde kabullenmeye mahkum değiliz.

Buna karşı bir yol var: Birbirimizi düşündüğümüz için mesafe bırakmamız gerekiyor.

Virologların tavsiyeleri çok açık: Artık tokalaşmak yok.

Elleri çok titiz ve sık sık yıkamak, aramıza en azından birbuçuk metre mesafe koymak ve en iyisi en yaşlılarla pek az temasta bulunmak.

Çünkü onlar özellikle tehlike altındalar.

Bizden bu beklenenlerin ne kadar zor olduğunu biliyorum.

Özellikle böyle zor zamanlarda birbirimize yakın olmak istiyoruz.

Birbirimize duyduğumuz ilgiyi fiziki yakınlık ya da dokunma olarak biliyoruz.

Ama şu anda doğru olan bunun tam tersidir.

Ve gerçekten de hepimizin kavramak zorunda olduğu şudur: Şu anda duyduğunuz ilgiyi en çok, mesafe bırakarak gösterebilirsiniz.

İyi niyetli bir ziyaret, olmasa da olurdu dediğimiz bir seyahat bütün bunlar hastalığın bulaşması anlamına gelebilir ve artık gerçekten yapılmamalı.

Uzmanların neden büyükanne ve büyükbabalar ile torunlar biraraya gelmesinler demelerinin bir sebebi var.

Gereksiz buluşmalardan kaçınan herkes hastanelerde her gün çoğalan vakalara bakmak zorunda kalanlara yardım eder.

Hayat böyle kurtarılır.

Bu bir çok insan için zor olacak. Ve bu da önemlidir: Kimseyi yalnız bırakmamak; destek ve güvene ihtiyacı olanların yanında olmak.

Aileler ve toplum olarak birbirimizin yanında olmanın başka biçimlerini bulacağız.

Şimdiden virüs ve sosyal etkilerine karşı durmak için birçok yaratıcı çözümler var.

Şimdiden büyükanne ve büyükbabalarına kendilerini yalnız hissetmesinler diye podcast kaydı yapan torunlar var.

Hepimiz, ilgi ve dostluğu göstermenin yollarını bulmalıyız.

Skype üzerinden görüşmek, telefonlaşmak, mail atmak, ve belki yine mektup yazmak.

Çünkü mektuplar yerine ulaşıyor.

Daha yaşlı olup kendileri alışverişe gidemeyenlere komşularının nasıl yardım ettiklerinin çok güzel örneklerini duyuyoruz.

Ve daha da güzel örnekler olacağından eminim.

Ve hep beraber toplum olarak birbirimizi yalnız bırakmayacağımızı göstereceğiz.

Size sesleniyorum: Önümüzdeki dönem için geçerli olan kurallara uyun.

Hükümet olarak her zaman incelemeyi sürdüreceğiz. Düzeltilmesi gerekeni düzelteceğiz, ama aynen devam etmesi gerekenleri de koruyacağız.

Dinamik bir ortamdayız ve bu ortamda hep öğrenmeye devam edeceğiz.

Ki, her zaman için fikrimizi değiştirebilelim ve farklı araçlarla tepki verebilelim.

Bunu da o zaman açıklayacağız.

Bu sebepten ötürü sizden rica ediyorum: Söylentilere inanmayın.

Sadece her zaman birçok dile de tercüme ettirdiğimiz resmi açıklamalara inanın. Biz bir demokrasiyiz. Zorlamak değil,

bilgi paylaşımı ve katkıda bulunmaktır, yaşam temelimiz.

Tarihi bir görevle karşı karşıyayız. Ve ancak elele vererek üstesinden gelebiliriz.

Bu krizin üstesinden geleceğimizden tamamen eminim.

Ama bedeli ne olacaktır?

Sevdiğimiz kaç insanı kaybedeceğiz?

Bu büyük ölçüde bizim elimizde.

Şimdi hepimiz kararlı bir şekilde ve hep beraber tepki verebiliriz.

Güncel kısıtlamaları kabul ederek birbirimize destek olabiliriz.

Durum ciddi ve ucu açıktır.

Bu demektir ki: Her şey değil ama bir çok şey, her birimizin ne kadar disiplinli bir şekilde kurallara uyduğuna ve bunları uyguladığına bağlı olacaktır.

Böyle bir şeyi hiç yaşamamış da olsak içtenlikle ve akıllı davranabileceğimizi göstermeliyiz ki, hayat kurtaralım.

Bundan istisnasız her birimiz, dolayısıyla hepimiz sorumluyuz.

Kendinize ve sevdiklerinize iyi bakın.

Teşekkür ediyorum.

Foto: Presse- und Informationsamt der Bundesregierung

https://www.bundesregierung.de/breg-de/themen/coronavirus/statement-chancellor-1732350?fbclid=IwAR3u-HYfRZ0jvJNypkruaUEOwpxovbTaGDbdsdGZfbdPhUQUx9QTElfJg_c

Schleswig-Holstein Türk Toplumu Yeni Yönetimini Belirledi

Schleswig-Holstein Türk Toplumu Yeni Yönetimini Belirledi

15 Aralık 2019 tarihinde gerçekleştirilen 11. Olağan Genel Kurul ile Schleswig-Holstein Türk Toplumu yeni yönetim kurulunu belirledi. Dernek binasında gerçekleşen toplantıya üyelerler ve misafirler katıldı. Kenan Kolat’ın Divan başkanlığına getirildiği Genel Kurulda yapılan seçimlerin ardından yeni yönetim kurulu belirlenirken başkanlığa oy birliğiyle tekrar Dr. Cebel Küçükkaraca seçildi.

„Çeşitlilik içinde demokratik bir yaşam için topluma katıl ve onun bir parçası ol!” sloganı altında yapılan Genel kurula, sürdürülen dernek ve proje çalışmalarını kapsayan faaliyet raporu, başkan Dr. Cebel Küçükkaraca tarafından sunuldu.

„Schleswig-Holstein Türk Toplumu olarak geride bıraktığımız 24 yılda baktığımızda, fahri çalışmalar, sarfedilen emekler, kültürel duyarlılık ve yetkinlik ile uzun ve başarılı bir yol aldıklarını” belirten Küçükkaraca, ardından eğitimden iş dünyası ve sağlık politikasına, sosyal ve kültürel etkinliklere kadar yapılan çalışmaları tanıttı.

Küçükkaraca konuşmasını “Yaptığımız çalışmalarımızla yaşadığımız eyaletin daha yaşanılabilir ve sevimli hale gelmesi için gayret sarfediyoruz. Bir yandan sevgi ve huzur dolu bir gelecek, diğer yandan başarılı müreffeh bir ülke için çabalamaktayız.„ diyerek tamamladı.

Mali durum ve denetleme kurulunun raporlarının okunması ve yönetimin aklanmasının ardından yapılan oylama ile yönetim kurulu aklandı.

Ardından yapılan seçimlerle yönetim ve denetleme kurulunda görev yapacak kişiler belirlendi. 15 Yönetim kurulu üyesinin 8’ini kadınlar oluşturdu.

Tüzüğe göre, gençlik grubundan Leyla Solih‘in yönetim kurulu üyeliği onaylandı.

Yeni yönetim kuruluna seçilenler:

Başkan : Dr. Cebel Küçükkaraca

Başkan Yardımcıları:
Dr. Reyhan Kuyumcu
Wolfgang Schulz
Çetin Yıldırım von Pickardt
Saliha Kasımoğlu

Sayman: Fatma Çiftçiler
Yazman : Sultan Erdoğan

Üyeler:
Emine Bitek
Sadık Dumlu
Yücel Yıldız
Berrin Yıldız
Mustafa Erdoğan
Harun Kahveci
Hediye Aytekin
Leyla Solih (Gençlik kolu sorumlusu)

Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri:
Taner Zafer Yılmaztürk
Ali Ergin
Ayhan Şimşek
Biritan Bozan (Gençlik kolu sorumlusu)

Denetleme Kurulu Üyeleri:
Cengiz Ulus
Enver Şahin
Fatma Demircan

Yönetim kurulunun seçimlerinin tamamlanmasıyla tüzük değişikliği önerilerine geçildi. Yapılan tartışmaların ardından tüm tüzük değişiklik önerileri kabul edildi.
Seçimlerin ve tüzük değişikliklerinin ardından, tekrar başkanlığa seçilen Dr. Cebel Küçükkaraca‘nın yaptığı teşekkür konuşmasıyla genel kurul sona erdi.

Tiyatro grubu Kultur- und Kreativrat Gaarden e. V. sanat etkinlikleri çerçevesinde oyununu sergiledi.

Tiyatro grubu Kultur- und Kreativrat Gaarden e. V. sanat etkinlikleri çerçevesinde oyununu sergiledi.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu Kultur- und Kreativrat Gaarden Derneği sanat etkinlikleri çerçevesinde 8 Aralık 2019’da üç kısa oyununu sergiledi. Oyunlar eski Volksbank binasında oynandı. Yaklaşık 100 seyirci ‘Kadın‘, ‘Kadının toplumdaki yeri‘ ve ‘Şiddet ve erken evlendirme‘ konulu oyunlara beraber güldü ve ağladı. Oyunlar Türkçe oynandı, bütün oyunlarda Türkçe bilmeyen seyirciler için sahne üstüne Almanca çevirler yansıtıldı.

Atatürk Kiel’de Anıldı

Atatürk Kiel’de Anıldı

Aramızdan ayrılışının 81. Yıldönümünde Schleswig-Holstein Türk Toplumu merkez bürosunda Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü anma töreni düzenlendi. Dernekler Birliği, Türk Kültürü ve Türkçe öğretmenleri tarafından organize edilen törene dernek başkanları ve yöneticilerinin yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından konuşmalara geçildi. Açış konuşmasını Dernekler Birliği adına Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca yaptı.

Dr. Cebel Küçükkaraca Atatürk’ün çok yönlü kişiliğini dile getirdiği konuşmasında O’nu anlamanın önemi üzerinde durdu. “. Atatürk’ü anlamak değişimdir, barışın adıdır, medeniyetin sanatın, kalkınmanın tüm yönleriyle paylaşımının adıdır. O karanlıklara karşı aklın ve aydınlığın adıdır.” diyen Küçükkaraca sözlerini şöyle sürdürdü: “Atatürk de Türk tarihine yön vermiş, Türk milletini çağdaş bir toplum haline getirerek Türkiyenin geleceğine ışık tutmuş, bu sayede unutulmaz bir lider olmuştur.” dedi.

“Türk milletinin hayatında Atatürk bir dönem değil, yeni bir dönemin başlangıcıdır.” diyen Küçükkaraca, sözlerini “Mustafa Kemal ülküsünü sözde değil özde anlamak, Atatürk’ü, Atatürkçülüğü şeklen değil özde kavramak, özümsemek temel amaçtır. Cumhuriyetin nasıl doğduğunu unutmayarak, onun nereye gideceğini bilerek, geleceğe sahip çıkmak, Atatürkçülük bayrağını göklerde dalgalandırmak Türk gençliğinin temel görevidir.” diyerek tamamladı.

Daha sonra kürsüye gelen Türk Kültürü ve Türkçe öğretmeni Leyla Kaval Irmak, öğretmenler adına bir konuşma yaptı.

Ardından öğrenciler hazırladıkları Atatürk ve 10 Kasım konulu şiir ve yazıları seslendirdiler. Schleswig-Holstein Türk Toplumu Tiyatro Grubu ve Korosu tarafından hazırlanan 10 Kasım oratoryosuyla etkinlik sona erdi.

Cumhuriyet Bayramı Coşkuyla Kutlandı

Cumhuriyet Bayramı Coşkuyla Kutlandı

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Schleswig-Holstein Türk Toplumunda düzenlenen törenle coşkuyla kutlandı. Dernekler Birliği, Türk Kültürü ve Türkçe öğretmenleri tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin 96. Kuruluş yıldönümü nedeniyle organize törene, Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca, Kiel’de faaliyet gösteren Türk Derneklerinin başkanları ve yöneticileriyle çok sayıda vatandaş katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı‘nın okunmasıyla başlanan törende Dernekler Birliği adına açılış konuşmasını Dr. Cebel Küçükkaraca yaptı. Küçükkaraca konuşmasında Cumhuriyetin ilanına kadar yaşanan süreç ve cumhuriyetin kazanımları üzerinde durdu. „ Cumhuriyet; halkın egemenliğini esas alan ve bunun dışındaki tüm egemenlikleri reddeden yönetim şeklidir“ diyen Dr. Cebel Küçükkaraca sözlerine şöyle sürdürdü:

„Cumhuriyet rejimi, bütün vatandaşları yasa önünde eşit sayması, onlar arasında kimseye ayrıcalık tanımaması, herkesin devlet yönetimine eşit olarak katılımını sağlaması, vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini devlet teminatı altına alması yönüyle birlik ve beraberliğimiz açısından birleştirici ve pekiştirici olmuştur.“

“Gelecek kuşaklar bilmelidirler ki, cumhuriyet Türkiyesinin varlığı büyük özveri ile kazanılan bağımsızlığımızın bir ürünüdür. Anadolu insanı cumhuriyetle toplumsal kimliğini kazanmış ve bireysel özgürlüğüne cumhuriyetle kavuşmuştur.”

Dr. Cebel Küçükkaraca konuşmasını “Cumhuriyet tüm toplumların bir arada özgürce, insanca ve kardeşçe yaşaması adına barışın, sevginin, bağımsızlığın ve demokrasinin teminatı olmuştur. Onu anlatabilmek için anlamak gereklidir.“ sözleriyle tamamladı.

Daha sonra Hamburg Konsolosluğu Türk Kültürü ve Türkçe öğretmelerinden Serkan Yüksel, Cumhuriyetin önemini belirten bir konuşma yaptı. Yüksel konuşmasında; „bizlere ve gelecek nesillere düşmekte olan en önemli görev; Türkiye Cumhuriyeti’nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü korumak, Atatürk ilke ve inkılaplarını koruyup kollamak, iç ve dış tehlikelere karşı duyarlı olmaktır“dedi.

Konuşmaların ardından öğrenciler okudukları Cumhuriyet bayramıyla ilgili şiirler ve yazılarla etkinliğe katkıda bulundular. Tgsh Tiyatro grubu ve Korosunun Kurtuluş Savaşından sunduğu kesitlerle kutlama programı sona erdi.

Aşure Günü

Aşure Günü

Aşure günü dolayısıyla merkez büromuzda düzenlenen etkinlikle hazırlanan aşureler, üyelerimiz ve vatandaşlarımızla paylaşıldı.

Etkinliğimize Ditib Ulu Camii başkanı Bekir Yalım, Kiel Alevi Toplumu başkanı Erdoğan Aslan ve din görevlilerinin yanı sıra çok sayıda misafir katıldı.

Etkinlik, Schleswig-Holstein Türk Toplumu başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca’nın yaptığı açış konuşmasıyla başladı. Aşure gününün önem ve değerinden bahseden Küçükkaraca şunları söyledi:

“Aşure, binlerce yıldır, birlik olmanın, birbirine bağlılığın daha da yoğun yaşandığı sevgi, kardeşlik ve barış duygusuyla yapılıp paylaşılmaktadır..

Aşure, farklılıkların, tıpkı tatlı, tuzlu ve baharatın ahenkli karışımlarının ortaya çıkardığı lezzet gibi, uyum içinde bulunabileceklerini anlatan bir olgudur. Hoşgörünün, saygının, sevginin ve diğer insanlık değerlerinin sembolü olan aşure, bir yiyecek olmaktan öte bir insani tattır.”

Irk, inanç, mezhep, ideoloji üzerinden toplumsal bağ kurmak fikrini çağdaş olmayan bir yaklaşımdır. Bu değerler üzerinden bağ kurulmaya başlandığında herkes kendinden olanı önemser, kendinden olanla bir arada yaşamak ister. Bu da aynı amaç için çalışan bir toplum olmanının önüne geçer. ‘Biz ve onlar’ ayrımı burada derinleşir ve böylece toplumsal bütünlük yara alır. Toplumsal bunalımların tek ve en güçlü doğuş sebebi, güven ve sevgi eksikliğidir. Bunun tedavisi de sevgiyi aramak, yaşamak ve uygulamaktır. Hoşgorülü olursanız, seversiniz ve sevilirsiniz.”

“Kimsenin kimliğine, inancına, mezhebine bakmadan, haksızlığa uğrayan herkese imkanları dahilinde el uzatmak ve toplumumuzun tüm renklerinin barış ve saygı içinde birarada yaşamasının önemini her alanda vurgulamak S-H Türk Toplumunun temel felsefesidir. Cebel Küçükkaraca konuşmasını şöyle tamamladı:

“Nice güzelliklerin tatlı ve mutlu günlerin başlangıcı olan Aşure gününü aslına ve ruhuna uygun olarak değerlendirmenizi, güzel ahlakı sevgi ve dostluğu özelliklede birlik ve dayanışmayı pekiştirmenizi dilerim. .”

Daha sonra, DITIB Ulu Camii‘nden imam Osman Nuri Aksakallı ve Kiel Alevi Toplumu’ndan Erdoğan Aslan, yaptıkları konuşmalarda, dinimizde aşure gününün ehemmiyetinin yanı sıra taşıdığı birlik, beraberlik ve kardeşlik duygusuna vurgu yaptılar.
Daha sonra yapılan duanın ardından aşureler dağıtıldı.