2013 Genel Seçimlerine Katılım Çağrısı

Schleswig-Holstein Türk Toplumu, Türk kökenli Alman vatandaşlarına 22 Eylül 2013 Pazar günü yapılacak genel seçimlere katılarak oylarını kullanmaları çağrısında bulundu.

Geçen hafatlar içinde Schleswig-Holstein Türk Toplumu, „Schleswig-Holstein’da Aktif katılım“ projesi kapsamında özellikle göçmen kökenli insanlar için Almanya genel seçimleriyle ilgili bilgilendirme toplantıları düzenledi. Bu toplantıların amacı, katılımcılara eyaletimizin adaylarını tanıtmak ve seçim tartışmalarına aktif olarak katılarak seslerini adaylara duyurmalarını sağlamaktı.

Schleswig -Holstein Türk Toplumu başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca bu konuda şunları söyledi: „Bir ülkenin demokrasisinin güçü, halkın ona ne kadar katılıp yararlandığıyla ölçülür. Almanya‘da Göçmen örgütleri olarak demokrasiyi güçlendirmek ve şekillendirmek bizim en önemli görevlerimizdendir. Bunun için düzenlediğimiz bu toplantılarda vatandaşlarımıza soru ve düşüncelerini adaylarla paylaşma imkanı vermek bizim için önem taşımaktaydı. Burada özellikle toplantılarımıza katılarak açık yüreklilikle fikirlerini bizlerle paylaşan tüm adaylara çok teşekkür ediyorum. Ayrıca oy hakkı bulunan tüm vatandaşların hakkıyla seçimlere katılmalarını diliyorum.“

Schleswig-Holstein Türk Toplumu
Diedrichstraße 2, 24143 Kiel,
Tel.: 0431/ 76 114/115 ya da Tel.: 0431/ 364 17 22/23
E-Mail: info@tgsh.de

Seçimlere Katılım Çağrısı’nın Farklı Bir Şekli

Schleswig-Holstein Türk Toplumu, özellikle göçmenlere yönelik olarak „Schleswig-Holstein’de Aktif Katılım“ projesi kapsamında 22 Eylül 2013 Almanya genel seçimleriyle ilgili bir dizi bilgilendirme toplantıları düzenledi.

Daha önce Lübeck ve Kiel‘de düzenlenen iki toplantının konusunu „Seçim Sistemi ve Seçim Programlarının Karşılaştırılması“ oluşturdu. 12 Eylül tarihinde Neumünster’de yapılacak toplantıda ise “Seçim Yöntemleri” ile „Neden Seçimlere katılmalıyız? Almanya’da seçim sistemi nasıl işliyor?“ sorularına cevap aranacak.

Yine Schleswig-Holstein Türk Toplumu, 1 Eylül’de Pinneberg ve 8 Eylül’de Kiel’de olmak üzere Genel seçimlere katılan adayların katıldığı toplantılar düzenledi. Bu toplantılarda adaylar kendilerini ve seçim programlarını anlatma, seçmenler ise onları daha yakından tanıma fırsatı buldular. Benzer toplantılar ise 15 Eylül tarihinde Lübeck ve Neumünster kentlerinde de yapılacaktır.

„Almanya’da Mülteciler ve Uyum Politikaları“ adlı bir başka toplantı ise, 9 Eylül tarihinde, Schlesig-Holstein Dışlanmayla Mücedele Derneği, Schleswig-Holstein Mülteciler Konseyi, Eyalet Mülteciler- Sığınmacılar ve Göçmenler Dairesi ve Schleswig-Holstein Türk Toplumu’nun işbirliği ile düzenlendi.

Proje çalışanları Murat Baydaş, Sultan Erdoğan ve Schleswig-Holstein Türk Toplumu Başkanı Dr. Cebel Küçükkaraca, yapılan her toplantıda göçmen kökenli Alman vatandaşlarının seçimlere katılmalarını sağlamak için gayret sarf ettiler. Schleswig-Holstein Türk Toplumu başkanı Dr.Cebel Küçükkaraca konuyla ilgili olarak: „Düzenlediğimiz çeşitli bilgilendirme toplantılarıyla göçmenlere seçim sistemini ve adayları yakından tanımaları için yeni fırsatlar sunuyoruz. Böylece onların karar vermelerini kolaylaştırıyoruz. Bu itibarla yapılacak seçimin yoğun katılımlı ve başarılı geçmesini diliyorum“ dedi.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu, Diedrichstraße 2, 24143 Kiel,
Tel.: 0431/ 76 114/115 ya da Tel.: 0431/ 364 17 22/23
E-Mail: info@tgsh.de

20. yıl – Sivas olayları

Sivas’ta aydın, çağdaş bir Türkiye fikirlerine karşı olanların neden olduğu katliamın üzerinden 20 yıl geçti. Çıkan olaylarda çoğu aydın ve sanatçı 35 kişi hayatını kaybetti.

Tarihimize kara bir leke olarak düşen Madımak Oteli’nde yakılan ateş, hala sönmedi. Bu elim olay, demokrasi, barış ve huzur içinde yaşamaktan başka istekleri olmayan insanları yüreklerinden yaralamıştır. Toplum olayın tam olarak aydınlatılmasını, sorumlu ve ihmalleri olanların hak ettikleri cezalara çarptırılmasını beklerken davanın bir kısım sanık için zaman aşımına uğraması nedeniyle düşürülmeşi vicdanlarda yeni yaralar açmıştır.

Bilinmelidir ki, Sivas‘ta katledilen insanların hesabı vicdanlardan silinmeyecektir. Bu toplum ne orada yanarak yiten canları, ne onları yok eden katilleri, ne de olaya seyirci kalan sorumluları unutacaktır.

Sivas’ta gerçekleşen saldırı bir grup aydına karşı değil, demokrasi, barış, çağdaş, farklı dünya görüşleri ve inançlara sahip insanların birlikte yaşama isteğine, bütünlüğüne karşı gerçekleştirilmiştir. Demoktarik ve hukuk devletine inancı olan insanlar, oyunlara gelmemiş, her ne kadar hayal kırıklığına uğrasa da umudunu adaletin adil terazisine bağlamıştır.
Bizler, barıştan, kardeşlikten, özgürlükten, eşitlik ve demokrasiden tarafa olanlar, olayı gerçekleştirenleri ve bu düşünce tarzını şiddetle kınıyor, katliamda yaşamını yitiren tüm insanlarımızı saygı ile anıyoruz.

Selzedelere Yardım çağrısı

Almanya’nın doğu ve güney bölgelerinde yaşanan su baskını geride ağır hasarlar bıraktı. Birçok kişi her şeyini kaybederken bir kısmı canları ve eşyaları için endişe duymaktadır. Sel feleketinin yaşandığı bölgelerdeki belediyeler, mağdur insanların günlük ihtiyaçlarını rahatça karşılamak için yardım kampanyaları başlattılar.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu da üye dernekleriyle birlikte herkesi afet bölgesindeki selzedeler için düzenlenen yardım kampanyalarına katılmaya çağrıyor.

Biz, bir yandan insanlarımızı afet bölgesinde gönüllü olarak çalışmaya teşvik ederken, diğer taraftan da herkesi sel felaketinden etkilenen insanlara maddi ve ayni yardımda bulunmaya davet ediyoruz.

YARDIM KAMPANYASI HESAP NUMARASI:

Aktion Deutschland Hilft: Stichwort «Hochwasserhilfe 2013», Konto
10 20 30, Bank für Sozialwirtschaft, BLZ 370 205 00
veya www.aktion-deutschland-hilft.de

Almanya Türk Toplumu’nun Türkiye’deki Olaylarla İlgili GörüŞü

Almanya Türk Toplumu, Almanya’da yaŞayan insanlarımızın hak ve çıkarlarını savunan bir çatı örgütü olma özelliğinin yanında, insan haklarını ve demokrasiyi temel alan yaklaŞımların da savunucusudur. BirleŞmiŞ Milletler İnsan Hakları Bildirgesi Almanya Türk Toplumunun tüzüğünün bir parçasıdır. Bu özelliğiyle Almanya Türk Toplumu konulara insan haklarını temel alan ve partilerüstü bir anlayıŞla yaklaŞır.

Almanya Türk Toplumu hiçbir siyasi partinin ya da siyasal oluŞumun yanında, arkasında ya da önünde değildir. Temel ölçüt insan hakları ve demokrasidir. Buna kim karŞı geliyorsa onun karŞısına dikilir.

Türkiye’deki olaylarda konu bu Hükümetin gitmesi ya da gitmemesi, onun yerine baŞka bir oligarŞik yapının gelmesi olmayıp, beklenti insan haklarına dayalı, demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla iŞleyen bir düzendir. Siyasal görüŞlerden bağımsız olarak Almanya Türk Toplumu, her türlü faŞizan, ırkçı ve militarist yaklaŞımlara, özellikle Almanya ve Türkiye’de karŞı çıkar.

Åžu anda Hükümette bulunan AK Parti’nin iktidara geldiği ilk yıllarda önemli hizmetleri olmuŞtur. DemokratikleŞme ve militarist yapıların ortadan kaldırılmasına yönelik çalıŞmalar yapmıŞtır. Son dönemlerde özellikle BaŞbakan Tayyip Erdoğan’ın vatandaŞların özel yaŞamlarına müdahelelerde bulunduğu, despotça tavırlar içine girdiği, “ben yaptım oldu”, türü yaklaŞımlar sergilediği, hatta kendi bakanlarını, basın mesuplarını azarladığı gözlemlenmektedir. Muhalif görüŞlerin dile getirilmesine tahammül edilmemekte, Hükümete eleŞtirel yaklaŞan basın ve yayın mensuplarının iŞlerine son verilebilmektedir.

Türkiye’de geliŞen tepkilerin ana kaynağını bu tür yaklaŞımlar ve uygulamalar oluŞturmaktadır. İnsanlar artık kendileriyle ilgili konularda görüŞlerinin alınmasını, özel yaŞamlarına müdahele edilmemesini, laik düzenin bozulmamasını istemektedirler.

BaŞbakan’ın, verilen haklı tepkileri yine hor görerek, aŞağılayarak, ötekileŞtirerek, onbinleri kriminalize ederek aynı yaklaŞımını sürdürmesi Almanya Türk Toplumu tarafından sert biçimde eleŞtirilmektedir.

Bu yetmezmiŞ gibi polis aŞırı derecede ve orantısız Şiddet kullanarak barıŞçıl protestoların önünü kesmeye çalıŞmaktadır. Polisin bu Şiddetinden birçok kiŞi nasibini almıŞtır. BarıŞçıl gösterileri izleyen Almanya Türk Toplumu Genel BaŞkanı Kenan Kolat, biber gazından etkilenmiŞ, Genel BaŞkan Yardımcısı Hilmi Kaya Turan polisin gönderdiği gaz fiŞeğinin baldırına isabet etmesi sonucunda yaralanmıŞtır.

Almanya’da yaŞayan insanlarımızın Türkiye’deki geliŞmelerle ilgili, bırakın tarafsız bilgiyi alması, olan biteni görmesi bazı Türk basın ve yayın kuruluŞları tarafından engellenmiŞtir. Almanya Türk Toplumu bu basın ve yayın gruplarının sahiplerinden Anayasanın haber alma özgürlüğüne gerekli özeni göstermelerini beklemektedir. Hükümet, basın ve yayın üzerindeki baskıları kaldırmalıdır.

Almanya Türk Toplumuna Hükümet ve AK Parti yanlısı dernek ve kiŞilerden gelen bazı tepkiler, insanlarımızın bir bölümünün konuya ideolojik gözlükle, önyargılı baktığını ve eleŞtiri yapamadığını ortaya koymaktadır. Orada bulunmadan ve orada olanları yaŞamadan yapılan yorumların havada kaldığı aŞikârdır.

BaŞbakan, haklı tepkileri kim oldukları belirtilmeyen aŞırı uçların, dıŞ mihrakların ve de CHP’nin biçiminde açıklamaya çalıŞması Türkiye’deki gerçeklerle bağdaŞmamaktadır. Oradaki protestocuların hiçbir partinin eylemlerine karıŞmasını Şstemeketedirler. Türkiye’deki protestolar tamamen kendiliğinden oluŞan, vatandaŞların birikmiŞ tepkilerinin bir yansımasıdır. BaŞb akan Erdoğan’ın tavrı, insanların barıŞ içinde gösteri yapmasına karŞı olan bir tahammülsüzlüğün ifadesidir.

Demokrasilerde Şiddet kullanımı devlete mahsusdur; ama bunun ölçülü ve hukuk devleti ilkelerine ters düŞmeyecek biçimde olması zorunludur. Sokak ortasında savunmasız insanlara Şiddet uygulayan polislerin bu mesleği sürdürmeleri söz konusu olmamalı, ilgili müdürler de görevlerinden alınmalıdır.

Bu tür halk hareketlerinde değiŞik gruplardan Şiddet uygulayanlar, provokasyon yapanlar çıkacaktır. Bunların uygun polisiye önlemlerle engellenmesi gereklidir. Åžiddet reddedilmelidir. Ancak, tüm protestocuları “aŞırı gruplar”, “oyuna geliyorlar” yaklaŞımlarıyla aŞağılayan yaklaŞım da kabul edilemez.

Bu arada yapılması tasarlanan 3. Boğaziçi Köprüsüne ad verme konusunda da gerekli duyarlılık gösterilmeyerek, Alevi katliamını gerçekleŞtiren Yavuz Sultan Selim adı verilmek istenmektedir. Bu da BaŞbakan’ın hala dıŞlama ve ötekileŞtirme politikası sürdürdüğü izlenimini güçlendirmektedir.

Bu tepki ve protestolarda ilk kez çok değiŞik kesimler biraraya gelerek ortak bir tavır sergilemektedirler. YaŞamlarında ilk kez sokağa çıkan insanlar demokratik tepkilerini ortaya koymaktadırlar. Almanya Türk Toplumu bu geliŞmeyi selamlamakta, gösteri ve tepkilerin bundan böyle de barıŞçıl sürmesini arzu etmektedir.

Demokrasi çoğunluğun kararının geçerli olduğu bir rejimdir. Ancak çağdaŞ demokrasilerde, farklı düŞüncelerin ve azınlık hak ve görüŞlerinin de dikkate alınır. Tersi faŞizan bir yaklaŞımı içerir.

CumhurbaŞkanı Abdullah Gül’ün sağduyulu yaklaŞımı ve BaŞabakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın özür dilemesi umut vermekle birlikte, Almanya Türk Toplumu, BaŞbakan Erdoğan’ın özür dilemesini ve bu tepkilerden gerekli sonuçları çıkarmasını beklemektedir. İstanbul Valisinin görevde kalmasının mümkün olmadığı da görülmektedir. Bunun yanı sıra Taksim Platformunun istemleri özellikle dikkate alınmalıdır. Hükümetin Taksim Platformu ile görüŞmesi yerinde olacaktır.

Irkçılıkla Mücadeleye Devam

Aşırı sağcıların Solingen saldırısının üzerinden tam 20 yıl geçti. Fakat acısı hala ilk günkü tazeliğini korumakta. Toplumun tüm kesimleri tarafından lanetlenmesine rağmen ırkçılık, bu toplumun en önemli sorunu olmaya devam ediyor.

Farklı kültür ve milletlere karşı duyulan tahammülsüzlüğün, işçi göçünün üzerinden yarım asırdan fazla bir süre geçmesine rağmen sürmesi, üzerinde düşünülmesi gereken acı bir konudur. Yarım yüzyıldan beri vatandaşı olup yurt edindiği bu ülkede çalışan göçmenler, yabancı olarak görülmekten hiç kurtulamadılar. Bu faciayı anarken bunu da göz önünde bulundurmak lazımdır. Bu güne kadar yapılmış sade bir anmadan öteye gitmeyen törenler, toplumun tüm kesimlerine sorunu tam olarak anlatabilseydi, bugün aynı sorunların varlığından belkide söz etmeyecektik. Ama ne acıdır ki ırkçılık ve yabancı düşmanlığı hala gündemdeki varlığını sürdürüyor.

Schleswig-Holstein Türk Toplumu olarak tarihe kara bir leke olarak düşen Solingen faciasını unutmayacak ve unutturmayacağız. Bu bizim asli görevlerimizden biridir. Solingen faciasını hatırlamak ve hatırlatmak bu tür olayların bir daha yaşanmaması içindir. Burada sadece bir aileye değil, birlikte yaşama isteği içindeki topluma kastedilmiştir. Biz tüm yaşanan kötü tecrübelere rağmen birlikte yaşama isteğimizden vazgeçmeyeceğiz. Sorunun çözümünü karşılıklı kabul, saygı ve hoşgörüde görüyoruz.

Irkçılık ve yabancı düşmanlığı toplumları içten içe kemiren sinsi bir hastalıktır. Toplumların en büyük sorunu olan ırkçılık, faşizm, yabancı düşmanlığı, etnik ve dini aşırılıklar, içselleştirilerek değil birlikte mücadele edilerek bitirilebilir. Acil çözüm için herkes üzerine düşeni bir an önce hakkıyla yerine getirmelidir.